31/10/2009 · Kategori: ANNE

Koca kız oldun artık….
Şimdilerde ne çok duyar oldum bu kelimeyi…
büyüdüm artık anne koca kız oldum dediğin gibi…
artık yaramazlık yapıp sorun çıkartmıyorum bak…
oyuncaklarımı istediğiniz çocuğa verin…
Hayatı öğrendim ben anne
Elinden tutmuyorum artık kaybolurum diye
Bütün yolları ezberledim
Gece karanlıktan korkup yanına gelmiyorum
Bunun yerine
Sımsıkı yumup gözlerimi güzel düşler kuruyorum…
Büyüdüm artık anne galiba yalnızım bundan sonra
başımın çaresine bakmalıyım
Duvarları kendim örmeliyim ve yıkmamalı benden başkası
Kuralları ben koymalıyım ve bozulmamalı
Ancak böyle ayakta kalınır değil mi anne…
Hani hep derdin ya kimseye güvenme
Güvenmiyorum ki
Onların bana güvendiği gibi…
Güçlü kız diyorlar bilip bilmeden
Sahi öylemi görünüyorum uzaktan bakınca…
İnsanları tanıdım ben anne
Küçükken oyuncaklarımı çalmaya çalışanlar
Şimdi hayatımı çalmaya çalışıyor
Oyuncaklarımı verirdim ağlardım belki ama
Hayatımı kimseye vermem anne…
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
21/5/2009 · Kategori: ANNE

Annem derdi ki: “Terli terli su içme ”
İçten içe kızardım ona
Oyunun en tatlı yerinde
Bu müdahale de niye?
Hastalanınca anlardım ki!
Annem haklıymış
Annem derdi ki: “Sakın geç kalma”
Meraklanırmış sonra
İçten içe hayıflanırdım ona
Gidenin dönmesini beklerken anladım ki !
Annem haklıymış
Annem derdi ki: “Odanı dağıtma”
İçten içe karşı gelirdim ona
Toparlamayı erteleyip dururken
Hayatımı dağıttığım anlarımda anladım ki !
Annem haklıymış
Annem derdi ki: “Öfkende fakir ol, sevginde zengin”
İçten içe önemsemezdim bakışlarımla
Kırdığım kalpleri telafi edemediğimde anladım ki !
Annem haklıymış
Annem derdi ki: “Tek kişilik yaşama”
Diğer türlüsü bencillik olur
Sevilmezmişim sonra
İçten içe güler geçerdim bu kelâma
Yalnızlık ağır gelmeye başlayınca anladım ki !
Annem haklıymış
Annem derdi ki: “Doğal ol, yapmacık olma”
İçten içe burun kıvırırdım ona
Ezberlediğim yaşam biçiminin tatsızlığını fark edip
Rollerimi karıştırmaya başlayınca anladım ki !
Annem haklıymış
Annem derdi ki: “Gençliğinin kıymetini bil, geri gelmez bir daha”
İçten içe sitemkâr davranırdım ona
Yüzümdeki çizgiler
Saçımdaki beyazlar zafer kazandıkça anladım ki !
Annem haklıymış
Annem derdi ki: “Bir dilek tut, gerçek olana kadar çabala”
İçten içe söylemesi kolay, yapması zor derdim ona
Hayatımı sorgulamaya başlayıp
Sürekli yapamadıklarım aklıma geldiğinde anladım ki !
Annem haklıymış
Annem derdi ki: “Bu sözlerimi kullan, yabana atma”
Şimdi…
İçten içe teşekkür ediyorum ona
Çünkü…
Ben de bir anneyim
Bana miras kalan bu cümleleri sarf ederken bileceğim ki !
Ben haklıyım
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
3/5/2009 · Kategori: ANNE
Çocuğunuzu hayata nasıl hazırlarsınız?
Çocuğunuza nasıl davranmalısınız? Öfke ve eleştirinizi nasıl kontrol altına alabilirsiniz?
Pek çok insan çocuk yetiştirme ile ilgili olarak çevresinden ya da kendi yetiştirilme deneyimlerinden faydalanır. Kendi çocukluklarında yaşadıklarını model alıp çocuklarına uygular. Bir süre sonra da kendilerini kaçınılmaz bir biçimde nasihat verirken bulur. Anadolu Sağlık Merkezi (ASM) Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Zafer Atasoy, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda geleceğin sağlıklı nesillerini yetiştirmenin sırlarını anlattı.
Adil ve tutarlı bir disiplin uygulayın
Disiplin ebeveynlerin çocuklara neyin kabul edilebilir, neyin edilemez bir davranış olduğunu göstermelerine olanak sağlar. Çocukları için sınırları belirlemelerine, onlardan beklenenleri ve toplum içinde nasıl davranmaları gerektiğini öğretmelerine yardımcı olur. Çocukların karşısında toplumu ilk temsil edenler anne babalardır. Dolayısıyla toplumun beklentilerini ve bu beklentilerin nasıl karşılanacağını en yumuşak şekilde iletebilecek kişiler de anne babalardır. Çocuğu toplumla uyumlu bir yetişkin haline getirilmesi önem taşır. Aynı zamanda adil ve tutarlı olmak gerektiğinden disiplin uygulamak hassas bir konudur. Tutarlılık konusundaki zaaf, ilişkilerinde kendi sınırlarını kurmaya çalışan çocukların kafasının karışmasına neden olabilir.
Özgüvenini sağlamak için eleştiriyi dozunda tutun
Bir çocuğun gelişimi her gün değişiklik gösterir. Onlar sadece ebeveynlerinin söylediği kelimeleri değil, kelimeleri söylerkenki tonlamalarını da duyar. Kendi vücut dillerini gözlemler, tanır, yüz ifadelerini izlerler. Çocuk ve ebeveynler arasında ilişki diğer tüm insan ilişkilerinden daha yoğun biçimde, sözel iletişimin dışında sözel olmayan iletişim aracılığı ile gelişir.
Ebeveynler çocuklarına tutarsız, eleştirel veya sevgisiz davrandıkları zaman çocuklar kendilerini değersiz hissederler. Bazı ebeveynler çocuklarının kötü davranışları üzerine odaklanır ve onları sürekli eleştirirler. Belli bir dereceye kadar eleştiri gerekli olabilir, fakat çocuk sadece öfke ve eleştiri duyarsa özgüveni zayıflayacaktır. Bunun da ötesinde, çocuk olumsuz davranışlarının dikkat çektiğini düşünürse, bu davranışları sergilemeyi özellikle sürdürebilir. Çocuk duygu olarak sevgi içinde büyüyebilir, sevginin olmadığı her türlü ortam çocuk için olumsuz ortamdır.
Ona sarılın ve sevdiğinizi söyleyin
Çocuğunuza sarılmak, onu övmek ve sevdiğinizi söylemek iyi davranışlar geliştirmesini sağlar. Eğer çocuğunuz olumsuz bir davranış sergilerse, yalnızca davranışını eleştirin, çocuğunuzu değil. Nitekim, birçok ebeveyn bu durumu daha da ilerletip çocuklarını uzun bir zaman zedeleyecek kelimeler sarf ediyorlar. Psikoterapistler, danışanlarının çocukluklarında karşılaştıkları sert dil yüzünden zarar gördüklerini söyleyebilirler. “Seni görmek istemiyorum”, “beni iğrendiriyorsun”, hepsinin en kötüsü “seni artık sevmiyorum” gibi cümleler çocukları oldukça fazla incitir, sonraki yaşamlarında ilişkilerini olumsuz etkiler. Çocuğunuzu başka çocuk veya kardeşleriyle karşılaştırmak ve aşağılamak da zedeleyici bir diğer davranıştır.
Çocuğunuzu planlarınıza dahil edin
Günümüz çalışma koşullarında aile bireylerinin birbirlerine vakit ayırmaları oldukça zor. Bu nedenle birçok ebeveyn sadece birkaç sosyal aktivitede çocuklarının yanında olabiliyorlar. Çocuğa daha fazla zaman ayırabilmek için tüm aile bireylerinin akşam yemeği dahil paylaşılabilecek tüm ortamlarda bir araya gelmesi ve bunu çoğaltacak tutumlar geliştirilmesi önem taşıyor. Ancak burada yaratılan zaman tek başına yeterli değildir. Önemli olan paylaşımın da verimli ve karşılıklı doyurucu olmasıdır. Nicelik olarak artmış ancak nitelik olarak değersiz paylaşımların ne çocuğa ne de anne babaya katkısı olmayacaktır.
Yemekte bir araya gelmek, yaşadıklarını paylaşmaya önemli bir fırsat tanır. Ayrıca çocuklar haftanın belli günlerinde sosyal aktivitelere anne ve babalarının eşliğinde gidebilirler. Örneğin perşembe öğleden sonra kütüphaneye babasıyla giderken, cuma akşamları yüzmeye annesiyle gidebilir. Çocuğunuzu planlarınıza dahil etmeye çalışın. Ortak zaman hem sizin hem de çocuğunuzun keyif alacağı zaman olmasını göz önünde tutmak gereklidir.
Onu sabırla dinleyin
Çocuklarınız herhangi bir zamanda yanınıza gelip konuşmak ya da soru sormak istediğinde onlara zaman ayırın, sabırla dinleyin. Her soruya cevap vermeye çalışın. Çocuklar meraklıdır. Eğer anne baba bu merakı gidermezse başkaları bu işi yapacaktır. Cevaplar ders verir biçimde olmamalı, mümkünse kısa ve somut olmalıdır. Cevabını bilinmeyen soru ile karşılaşıldığında bu cevabı bulmak için gerekli çabanın içine girmek gerekir. Eğer, çocuklarınız sizinle konuşmaya geldiğinde sürekli “şu an uygun değilim” yanıtı ile karşılaşırlarsa hayal kırıklığına uğrayıp kendisinin hiçbir zaman birinci öncelikte olmadığını ve önemsiz olduğunu düşünebilir.
Sorumluluklarının farkına varmasını sağlayın
Eğer çocuklarınıza beklentilerinizi anlatır, ilişkinizdeki kuralları açıklarsanız onlar da kendi sorumluluklarının farkına varırlar. Örneğin geç saatte eve gelme, yatağa geç girme gibi. Böylece çocuğunuz dürüst ve açık davranmayı da öğrenecektir. Aile içinde bir problem yaşadığınızda bunu çocuğunuzla konuşup tartışmaya açın. Çocuklarınızla birlikte doğru çözümü bulmayı deneyin. Görüşmenizde çocuğunuzun da katılımcı olmasına izin verin ve en iyi çözümü bulmaya çalışın. Böyle bir görüşmeye katılan çocuğun hem özgüveni gelişir hem de etkin iletişimi öğrenir.
Onun rol modeli olduğunuzu unutmayın
Çocuğunuz sürekli size bakarak hayatta nasıl var olması gerektiğini öğrenir, konuşmalarınız ve davranışlarınızı izleyerek sizi tekrar eder. Çünkü çocuğunuz için en iyi model sizsiniz. Eğer çocuklarınıza saygı, şefkat, dürüstlük, sıcakkanlılık, cömertlik gösterirseniz ve böyle davrandıklarında onları takdir ederseniz, bu davranışları sergilemelerini sağlayabilirsiniz.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
20/3/2009 · Kategori: ANNE

Geceleri kesintisiz uyuyacak ama her kalkışımda seni öpme duygusunu tadamayacaktım.
İstediğim her akşam, sinemaya, bara, dürüm yemeğe, sahilde dolaşmaya gidebilecektim ama "anne bende geleyim" diye bacaklarıma yapışan minik ellerinin sıcaklığı ısıtmayacaktı yüreğimi...

Yeni boyanmış duvarlarımda kalem izi ve yemek izi olmayacaktı ama ben silerken "anneciğim ne kadar iyisin" diyen sesini duymayacaktı kulaklarım...

"'üzülme ben seni çok seviyorum" diye beni göğsüne bastırmayacaktın...

Belki başım daha az ağrıyacak, daha az yorgun olacaktım ama kanepeye uzanıp minik ellerinle yaptığın o büyülü dokunuşların etkisiyle dirilemeyecektim...

Kendime ayıracak param daha çok olacaktı ama senin salça kavanozunda biriktirdiğin bozuk paraları birlikte sayıp sevinç nidaları atamayacaktık...

Kakanı temizlemek zorunda kalmayacaktım ama temizlerken kokudan dolayı minik ellerinle hem kendi burnunu hem de benim burnumu kaparken "anne burnunu kapatayım, iğrenç kokuyor" diyen uyarını bilemeyecektim...

Bir çocuk sahibi olmanın ne demek olduğunu asla öğrenemeyecektim...

Her gece bana sarılan minik kollarını, burnumun üst kısmına yerleştirdiğin o fındık burnunu duyumsayamayacaktım...

Ocak ayları bu kadar sıcak olmayacaktı...

Hastane odasında, lohusa kurdelası ile çekilmiş fotoğraflarım olmayacaktı....

Otobüse bindiğimde kimse yer vermeyecekti...

Arabama her binişinde 'sana kocaman bir araba alacağım' diyen olmayacaktı...

Her giyindiğimde hayran gözlerle bakıp, "tam istediğim gibi nefis olmuşsun" diyen iltifatınla coşamayacaktım...

Her gece bıkmaksızın baktığın düğün fotoğraflarıma belki yılda bir kez bakacaktım...

Annemi bu kadar sevdiğimi anlamayacaktım...
"Seni seviyorum" demeyi hep erteleyecektim...
Annelik duygusu ile donanamayacaktım...

Rujlarımı, farlarımı ve göz kalemlerimi yıllarca kullanacaktım..

Doğum izni prosedüründen haberim olmayacaktı...
Aynı cinsin rekabetinin ne demek olduğunu anlamayacaktım...


Çocuklarla ve ebeveynlerle ilişki kurabilmenin bu denli kolay olduğunu anlamayacaktım...


Elim senin elinde dolaşırken bir sahil kenarında, dalga seslerinin bize şarkılar mırıldandığını duyamayacaktım...

Gece senle ilgili korkulu rüyalar görmeyecek, ızdırapla uyanıp yatağının yanına gelip, derin derin nefes alışını izleyemeyecektim...

Hangi yemekte ne kadar protein, vitamin, fosfor, kalsiyum v.s. var hiç bilmeyecektim...


Her ay bir çocuğun kaç santim uzaması, kaç gram alması gerektiği umurumda bile olmayacaktı...
38.5 derece ateş beni de yakıp kavurmayacaktı...
Hangi dişlerin ne zaman çıkacağı konusunda derin bilgilere dalamayacaktım..


Kayınvalidemi, oğluna neden bu kadar düşkün diye anlamamakta inat edecektim...
Anneler gününde kimseden hediye alamayacaktım ama ertesi gün bana küsüp geri hediyesini isteyen bir kıza gülümseyemeyecektim...

Sabrı, merhameti, önseziyi, özveriyi, duyarlılığı, öğrenmeyi, öğretmeyi tam randımanlı kullanamayacaktım...

Gece 4:30 da gözü kapalı mutfağa kadar gidip, bardağa su doldurup yine gözü kapalı dönme yeteneğini kazanamayacaktım...
Minicik evimi mama sandalyesi, otomobil koltuğu, ana kucağı, rengarenk emzikler, muhtelif boyda biberonlar, onlarca çeşit barbie, yapbozlar, tüylü-tüysüz envai çeşit oyuncakla ve şişelerce çocuk ilacı ile doldurmayacaktım... 
Her çıktığım alışverişten sana alınmış paketlerle dönemeyecektim...

Hamilelik esnasında 81 kiloya kadar çıkıp, tartıyı kırma eğilimi gösteremeyecektim...

Doğum sonrası günlerce aç kalıp, rejim yapamayacak ve yemek yemenin bir lütuf, yiyememenin işkence olduğunu bilemeyecektim...

Çocuk konusunda ahkam kesemeyecektim...
Çocuk doktorları ile ilişkim, sokakta gördüğüm tabelalardan ibaret olacaktı....

Aşkın ve sevginin bir erkekle kadın arasında yaşanan o önlenemez sevgi olduğunu sanacak ve yanılacaktım...

Kirpiklerime kadar sıçrattığın ilk muhallebinin tadına bakamayacaktım...
Yaşanmış tecrübeleri, deneyimleri bilmiş bir tavırla reddetmeye devam edecektim...
Daha çok bildiğimi sanıp ama daha az bilecektim...
İnciklerimin, boncuklarımın, fularlarımın ve tokalarımın nereye depolandığı konusunda meraklar içinde olmayacaktım...

Yüreğim bu kadar derin atmayacaktı...
Kalbim bir ömür boyu birine ait olmayacaktı...

Baleye gitmen, bir enstrüman çalman, doktor olman, mühendis olman, v.s. konusunda sonradan edinilmiş görgüsüzlüklerim olmayacaktı...
"Anne bak dişimi fırçaladım" diye ağzını açıp koklamak için uzandığımda burnumu yanlışlıkla ısıran, kan oturtan bir çocuğum olmayacaktı...
Beni bu dünyada en çok annem seviyor sanacaktım...
Göz ameliyatı sonrası gözlerim bandajlı eve geldiğimde, babaannesinin bacaklarına yapışıp hıçkıra hıçkıra saatlerce ağlayan ve benim için üzülen küçük bir kıza sahip olmayacaktım...
Torun bakma şansım olmayacaktı...
Damadıma zulmetme, hayatı zehretme zevkini yaşayamayacaktım...

Tam yemek yerken, salondan koşarak gelip, "anne burnumdaki sümüğü lütfen alır mısın?" diye bana bu zevki bahşeden biri olmayacaktı...
Ben kanepede sızmış uyurken, koşa koşa yatağının örtüsünü alıp, üzerime sermek için nefes nefese kalışını göremeyecektim...

Her sabah 6 da baş ucuma gelip, ses çıkarmadan yatağa girmek için benden onay bekleyen biri olmayacak ve senin geldiğini ruhani bir güçle anlama yeteneğine sahip olmayacaktım...

"Kız evi naz evi" tezinin doğruluğunu savunamayacaktım...

Çocuk hikaye kitapları ve çocuk gelişimi ile ilgili kitaplarla ilgim, kitapçı raflarıyla sınırlı kalacaktı...


İlkokul ve ortaokul yıllarında veda ettiğim, pastel boya, gazlı kalem ve kuru boyalarla bir daha karşılaşmayacaktım...

Çocuk bezinin olduğu bölümlerinin aslında bütün büyük marketlerde var olduğunu bilemeyecek ve maxi, midi, mini boylarına anlamsız gözlerle bakacaktım...
Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak için insanüstü bir uğraşa asla girmeyecektim...


Sulu köftenin köftelerini fındık büyüklüğünde yapmak için sabrım hiç olmayacaktı...

Kimseye bu kadar sık sarılamayacak ve yalayıp yutarcasına opemeyecektim...

Sen olmasaydın eğer ben asla 'ben' olmayacaktım...
Bir çocuk doğduğu anda Bir anne doğmuş olur.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
25/2/2009 · Kategori: ANNE
Oğul, insanlar vardır şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Avun oğlum avun. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın, ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen sabah rüzgarında savrulur gidersin.
Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler ancak senin fazilet erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı, atanı say, bereket büyüklerle beraberdir.
Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol, her sözü üstüne alma. Gördün söyleme, bildin bilme.
Sevildiğin yere sık gidip gelme, kalkar muhabbetin itibar olmaz.
Üç kişiye acı:
* Cahiller arasındaki alime,
* Zenginken fakir düşene,
* Hatırlı iken itibarını kaybedene.
Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Haklı olduğunda mücadeleden korkma.
Bilesin ki atın iyisine DORU, yiğidin iyisine DELİ derler.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
13/2/2009 · Kategori: ANNE

Küçük kız bahçede arkadaşlarıyla oynarken yoldan iki teyze geçiyorlardı. Teyzelerden biri
yanındaki bayana hayat işte, hayat, ne garip bir şey, hayat çok garip! Diyordu…
Küçük kız düşündü… Daha önce hayat diye bir kelime duymamıştı hayat! Ne demekti hayat?
Aklına annesine sormak geldi, annesi bilirdi herhalde hayatın ne demek olduğunu.
Koşarak mutfağa annesinin yanına gitti. Bir tafartan annesinin eteğini çekiştiriyor bir taraftanda anne! Anne! Hayat ne demek, ne demek hayat? Diye sorular sormaya başladı…
Küçük kız:
_hayat ne demek anne, ne demek hayat! Bahçede oyun oynarken yoldan teyzeler geçiyorlardı; o teyzelerden biri hayat hayat işte, hayat ne garip! Diyordu. Hayat ne demek anne? Neden öğretmedin bana hayatın ne demek olduğunu? Ben ne zaman öğreneceğim anne hayatın ne demek olduğunu?
Annesi:
_kızım tamam kızım anlatacağım. Hayat! Sevgi demek, emek demek, vefa demek, insanlık demek hayat iyilik, kötülük kısacası her şey demek, hayat… Sen hayatı anlamak için küçüksün, çok masumsun hayatı öğrenmek için. Hayat bazen aşk demek bazense ayrılık. Bazen sevinç bazense hüzün. Senin anlayabileceğin şekilde hayat bazen şeker bazense acı biberJ
Kız:
_peki, anne hayat neden garip? Çünkü teyze hayat ne garip diyordu…
Annesi:
_hayatın bize ne getireceğini bilemeyiz küçük kızım hayat ondan garip. Herkese hayatta bir oyun verilmiştir, hayatta herkes kendi istediği oyunu oynar ama bazen çok istese bile istediği oyunu istediği şekilde oynayamaz. Hayat bu yüzden garip bebeğim anladın mı şimdi?
Kız:
_Hım… Anladım! Anne yani hayat oyun demek, sonu belli olmayan, ne zaman biteceği bilinmeyen bir oyun. O zaman ben arkadaşlarımın yanına oyun oynamaya gidiyorum, büyünce istediğim oyunu oynayamayacağım nasıl olsa! 


hayat
bazen isteklerine erişememek,
vazgeçmek ama kopamamak,
gülümsemek ama gülememek,
ağlamak ama ağladığını belli etmemek,
sevmek kimi zaman ama sevdiğini söyleyememek,
sevilmek ama seni seveni sevememek,
kızmak ama kızdığını incitememek,
Hayat... Biz gelecek için plan yaparken başımızdan geçen olaylar zinciri...
Hayat...Daha iyi olsun diye çalışıp çabalarken hızla geçen zaman dilimi...
Hayat...Günlük işlere dalıp o yoğunlukta geri kalan kısmı yaşamayı unuttuğumuz kavram...
Hayat...Paran, sağlığın ve huzurun varsa güzel, yoksa yandı gülüm keten helva...
Hayat...doğumla ölüm arasındaki çizgi...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
6/1/2009 · Kategori: ANNE

Benim hiç canım yanmadı anne,
Hep sen sardın beni
Hep sen sakındın…
İşte büyüdüm ,acı çekiyorum
Adı sevdaymış bu acının
Hep bendim kandırılan
Bana kandırmayı öğretmedin ki….
Gözlerime bak şimdi söndü artık feri…
İnsanlar hep beni yok etti anne
Sen hiç bana yok etmeyi öğretmedin ki….
Hak etmedim be anne hak etmedim..
Sevgi bu mu?
Tutku bu mu?
Ömür bu mu?
Neden sen yoksun
Neden sarmıyor ,sakınmıyorsun beni?
Hep çocuk olmayı istedim
Ama herseferin de acımasızca büyüdüm…
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
18/11/2008 · Kategori: ANNE
Uykunun en derin en tatlı yerindeyim
Sen hafifçe omzuma dokunuyorsun
Saçlarımı okşuyorsun
Sıcacık nefesini hissediyorum yüzümde
´Hadi kalk artık´ diyorsun
´Geç kalacaksın;´
Naz yapıyorum sana
Duymazlıktan geliyorum
Neden biliyor musun?
Bir kez daha saçlarımı okşayasın
Biraz daha biraz daha nefesinle
Beni ısıtasın diye
Akşam olunca koştura koştura geliyorum eve
Arkadaşlarımın bütün ısrarlarına hayır diyorum
´işim var´ diyorum ´çok işim var
Evde yapmam gereken çok işim var;´
Yalan söylüyorum onlara
Neden biliyor musun?
Bir an evvel seni göreyim
Bir an evvel beni kucaklayasın
Sıcacık sarılmalarınla
Üşüyen ruhumu ısıtasın diye
Bire bin katarak
O gün ne kadar çok yorulduğumu
Anlatıyorum sana
İşlerin yoğunluğundan dem vurup
Bütün gün aç kaldığımı, söylüyor
´ağzıma bir lokma bir şey koymadım´ diyorum
Sana da yalan söylüyorum
Neden biliyor musun?
Önüme bir tas çorba koyup
İçimi ısıtasın diye
Kışın en soğuk gecelerinde dahi
Üstümü örtmeden yatıyorum bile bile
Sanki farkına varmadan
Öylece uyuyup kalmışım gibi
´hay Allah´ diyorsun, duyuyorum seni
´yine üstünü örtmeden yatmış;´
Duymazlıktan geliyorum,
Uyuyormuş gibi yapıyorum
Neden biliyor musun?
Sen gelip sarıp sarmalayasın
Üşüyen bedenimi ısıtasın diye
Çünkü hiçbir el seninki kadar yumuşak değil
Hiçbir sarılma senin ki kadar şefkatli değil
Hiçbir yürek senin ki kadar merhametli değil
Hiçbir koku senin kokun kadar güzel değil
Hiçbir ses senin sesin kadar güzel değil
Hiç kimse benim adımı
Senin kadar güzel söyleyemiyor
Hiç kimse beni senin kadar sevmedi
Sevemez, sevmiyor
Ve hiçbir kucak
Senin ki kadar sıcak değil
Üşüyorum anne
Neredesin?
Neden bu kadar erken terk ettin beni?
Ben senin
Hiç büyümeyen çocuğun değil miydim
Özledim
Çok özledim annem
Kokunu özledim
Nefesini özledim
Sarılmalarını özledim
En çok da neyini özledim biliyor musun?
Dualarını özledim annem
Dualarını özledim

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
31/8/2008 · Kategori: ANNE

Bir erkek çocuğun kaleminden çıkmış bu kadar olur , tam tarif !!!
Anne, dünyada karşılık beklemeden börek yapan tek insandır.
Karşılıksız sevginin ete kemiğe bürünmüş halidir!
Ne kadar üzsen de 10 Dakika sonra seni affeden zarif bir memeli türüdür.
Yağlı bile olsa tiksinmeden saçını okşayan, kucağına yatıran, öpüp koklayan tek varlıktır,meleğ in süt verebilenidir.
Yarasın diye muhallebinin içine ciğer katarak çocuğuna ediren manyaklık derecesinde yaratıcıdır.
Yemek yemeyen çocuğun dikkatini çekmek için elindeki tencere ve tavalarla maymunluk yapabilen kişidir.
Kafayı çocuklarıyla bozmuş, göbek bağı kopsa da yürek bağı asla kopmayan, sevgi dolu fed akar insan dişisidir.
Bulaşık, ütü , vb. yaparken bile otomatik olarak çene çalan, kendi kendine konuşan, kadın dırdırı denen mereti erkeklere daha küçükten belletendir.
Yemek uzmanı, düzen insanı, bilgili, kültürlü her şeyi bilen şahsiyettir.
Yavrularını yol tarafından değil, kaldırım tarafından yürütendir. Dizi dizi incidir lakin gerektiğinde laf sokma dalında da birincidir.
Sevgiliden ayrılma haberi verildiğinde, 'amaaan ben sana daha güzelini bulurum' diyebilen komik bir karakterdir.
'Oğlum aradım yoktun. Ben de mesaj atayım dedim sana. Gelince ara beni emi aslan evladım. Kara börülcem benim öptüm annen , şeklinde mesajlar atabilen, teknolojiyi ısrarla reddeden, kabullenemeyen, kafasına göre yorumlayan bilişim düşmanıdır ..
*** AMA ... AMA dünyanın en güzel kucağına sahip, en güzel
kokan,harikulade bir varlıktır.
Olmadık yerlerde iyi ki doğurmuşum ulen seni !' diyen ve benim hatırıma benimle Freddy Mercury dinleyen bir sabır ağacıdır.
Evlatlarını asla ayırmayan, aynı zamanda birbirinden koruyan güç abidesidir.
Evde bir yere uzandığınız an orada temizlik yapacağı tutan, temizlik konusunda kayışı kopardığından temizlikçi gelecek diye evi temizleyen balans ayarı kaçmış temizlik kaynağıdır.
Mutfakta yaşayan, evde herkesi idare eden bir tür canlıdır.
Sevginin güçlerini birleştirdiği sonsuz bakiredir !!
Oğlunun damat - kızının gelin olduğunu görünce, çocuğu mezun olunca, çocuğu gol atınca, çocuğu hasta olunca, çocuğu askere gidince, asmalı kabağı seyredince, dolar yükselince velhasıl buna benzer bir sürü şeye ağlayabilen, bu mesajı okurken duygulanıp - gözleri dolabilen, ağlamaya meyilli bir yapısı olan duygu pınarıdır.
Uzakta dursa da yakın hissedilen, canı hep istenen, asla
vazgeçilmeyen, dizinin dibinde olmak istenen, evlatların varlığını varlığına armağan edebileceği,
*** ıslak - kuru ama heeeep duygulu
*** en önemlisi; kıçı başı oynamayan tek kadın modelidir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
4/6/2008 · Kategori: ANNE

Annem derdi ki: “Terli terli su içme.”
İçten içe kızardım ona
Oyunun en tatlı yerinde
Bu müdahale de niye?
Hastalanınca anlardım ki!
Annem haklıymış.
Annem derdi ki: “Sakın geç kalma.”
Meraklanırmış sonra
İçten içe hayıflanırdım ona
Gidenin dönmesini beklerken anladım ki !
Annem haklıymış.
Annem derdi ki: “Odanı dağıtma.”
İçten içe karşı gelirdim ona
Toparlamayı erteleyip dururken
Hayatımı dağıttığım anlarımda anladım ki !
Annem haklıymış.
Annem derdi ki: “Öfkende fakir ol, sevginde zengin.”
İçten içe önemsemezdim bakışlarımla
Kırdığım kalpleri telafi edemediğimde anladım ki !
Annem haklıymış.
Annem derdi ki: “Tek kişilik yaşama.”
Diğer türlüsü bencillik olur
Sevilmezmişim sonra
İçten içe güler geçerdim bu kelâma
Yalnızlık ağır gelmeye başlayınca anladım ki !
Annem haklıymış.
Annem derdi ki: “Doğal ol, yapmacık olma.”
İçten içe burun kıvırırdım ona
Ezberlediğim yaşam biçiminin tatsızlığını fark edip
Rollerimi karıştırmaya başlayınca anladım ki !
Annem haklıymış.
Annem derdi ki: “Gençliğinin kıymetini bil, geri gelmez bir daha.”
İçten içe sitemkâr davranırdım ona
Yüzümdeki çizgiler
Saçımdaki beyazlar zafer kazandıkça anladım ki !
Annem haklıymış.
Annem derdi ki: “Bir dilek tut, gerçek olana kadar çabala.”
İçten içe söylemesi kolay, yapması zor derdim ona
Hayatımı sorgulamaya başlayıp
Sürekli yapamadıklarım aklıma geldiğinde anladım ki !
Annem haklıymış.
Annem derdi ki: “Bu sözlerimi kullan, yabana atma.”
Şimdi…
İçten içe teşekkür ediyorum ona
Çünkü…
Ben de bir anneyim...
Bana miras kalan bu cümleleri sarf ederken bileceğim ki !
Ben haklıyım....
Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!
« Önceki ::



