24 05 2008

BİR DEDENİN TORUNUNA NASİHATI

                   

 

 

Üniversiteli olmak çok önemlidir.

-Neden, dedecigim?

-Çünkü, üniversite insanin gelecegini planlayan ve paket halinde hayata sunan bir fabrikadir.

-???

-Üniversitede dikkat edilmesi gereken en önemli sey ve nedir biliyor musun evlat?

-Nedir dedecigim?

-Iyi arkadas edinebilmektir. Ögrenciyi egitim-ögretim hayati boyunca etkileyen en önemli faktörlerden biri de arkadas çevresidir.

-Nasil yani?

-Bak anlatayim, Ögrenci günlük hayatinin büyük kismini arkadaslariyla bir arada geçirir. Durum böyle olunca, arkadaslariyla etkilesim içinde bulunmamasi düsünülemez. Insanin arkadaslari iyi huylu, çaliskan, ahlakli olsa o da bundan etkilenecek, bazi olumsuz, kötü davranislarindan vazgeçerek, tipki arkadaslari gibi güzel ahlakli, terbiyeli bir ögrenci olacaktir. Elbette bunun tam tersi de her zaman söz konusudur.

Her ögrencinin mutlaka birlikte gezip dolasacagi, konusup derdini dökecegi, beraber ders çalisacagi samimi arkadaslara ihtiyaci vardir. Zor durumlarla karsilastiginda kendisine yardimci olabilecek, en azindan teselli verecek gerçek dostlara her zaman ihtiyaç duyulur. Bu bakimdan arkadas insan için çok büyük degeri olan kisilerin basinda gelir. Arkadassiz bir kisi, kendini koca dünyada yalniz hisseder, zorluklarla karsilastigi zaman ne yapacagini bilemez.

Güzel arkadasliklar kurup, bunlarin devam etmesini saglarsan, bu iyi huylu arkadaslarinla beraber her yönden gelisirsin; eksiklerini görür, davranislarinda hep iyiye, güzele dogru bir gelisme gösterirsin. Insanin sadik arkadasa ihtiyaci, diger zaruri ihtiyaçlarindan daha ehemmiyetsiz ve geri degildir.Dost ve ahbaplari itibariyle huzur ve emniyet içinde bulunan bir fert, baska hususta da güvene ermis sayilir.

Arkadas ama, her arkadas degil;iyi arkadas seçecegiz.Eskilerin eskimeyen su sözleri ne güzeldir:
“Bana arkadasini söyle, sana kim oldugunu söyleyeyim.”
“Üzüm üzüme baka baka kararir.”
“Gül, güller arasinda yetisir, yeserir.”
“Iyi arkadas, insani Cennet’e,kötü arkadas da Cehennem’e götürür.”
“Iyi arkadas misk satan gibidir, hiç olmazsa kokusundan istifade edilir;kötü arkadas ise, körükçüye benzer ki hiçbir yanindan rahatsiz olmasaniz bile kokusundan rahatsiz olursunuz.”

Iyi arkadas ne demek dede? Vasiflari nedir?

Nasihatçi ve ikazci arkadas edinilmelidir. Evet böyle bir arkadas olmalidir ki bizde bir gevseklik ülfeti günaha biraz meyil görüldügü,az bir kayma müsahede ettigi zaman hemen ikazda bulunsun,yerinde sertçe kulagimizi çeksin ve basimizi salladigimiz zamanda elimizden tutup, bizi sahil-i selamete çikarsin…Biz de,sikildigimiz, kendimizde bir sönme müsahede ettigimiz ve ayagimizin kaydigini hissettigimiz zaman, hemen kalkip, Hizir çesmesine kosar gibi,bu vefali ve emin dost, bu güzel arkadasin yanina kosalim ve”Sen bir bahçivansin,hele beni bir gül bahçelerinde dolastir;bir seyler anlat bana!Beni su hayatin girdaplarindan,su günah labirentlerinden çek al, al da , aydinlik iklimlere ulastir.”demeliyiz. Ailemizle alakali bir problem çiktiginda,ya da herhangi bir problemimizde, nasil hemen heyecan içinde erbabina kosariz; midemiz veya böbregimiz sancilandiginda nasil hemen solugu doktorda aliriz.Ebedi hayatimizi tehdit eden günah mikroplarina ve seytanin vesvese ve aldatmalarina karsi da, kuvve-i maneviyemizi takviye edici ilaç ve sifa arkadasimiza aynen öyle kosmaliyiz.

Istersen sana bu gün iyi arkadasla ilgili bir örnek vereyim ne dersin?

-Çok sevinirim!

-Ebu Muaviyetü’l-Esved söyle derdi:
-Bütün dostlarim benden iyidir.
Kendisine:
-“Bu nasil oluyor?” Diye soruldugunda, su cevabi vermisti:
-Çünkü, onlarin hepsi de, beni kendi nefislerinden üstün görüyorlar. Beni kendinden üstün gören ise, mutlaka benden iyidir.

-Harika bir örnek.

-Sözümü kesme de birkaç örnek daha vereyim. Bak bu anlatacagim hikayeyi de çok begeneceksin. “Bir hükümdar bir gün, komsu ülkenin kralinin zekiligini ve bilgeligini ölçmek için onlara bir hediye gönderdi. Bu hediye, görünüs ve agirlikta hiç birinden farksiz, altindan yapilmis üç insan heykeliydi. Hükümdarin istedigi bu heykellerden hangisinin degerli oldugunun bulunmasiydi.
Kral hediyeleri aldiktan sonra meclisini topladi. Önce kendisi heykelleri tek tek inceleyerek farki bulmaya çalisti. Ama bulamadi. Sonra da vezirler ve diger saray mensuplari ayni seyi yapti. Ama hiç birisi heykeller arasinda bir fark göremedi. Sira ülkenin en akilli insanlarinin çagrilmasi ve bu farki bulmalarinin istenmesine geldi. Ama bu da ise yaramadi. Neredeyse ülkedeki herkes heykelleri inceledi, ama hiçbir fark bulamadi. Kral utancindan kahrolacakti.

Sonunda, haksizliklara karsi çiktigi için bir valinin hapse attirdigi bir genç saraya haber gönderdi ve bu bilmeceyi çözebilecegini söyledi. Kral gencin hapisten çikarilip hemen saraya getirilmesini emretti.
Saraya, heykellerin önüne getirilen genç onlari dikkatle inceledi. Üç heykelinde sag kulaklarinda küçücük birer delik oldugunu fark etti. Sonra bu küçük deliklere ince bir gümüs tel soktu. Birinci heykelde gümüs tel, heykelin agzindan, ikincide kulagindan çikiyordu. Üçüncüde ise, tel heykelin içinde kaliyor, disari çikmiyordu. Genç bu durum karsisinda biraz düsündükten sonra, krala dönüp söyle dedi:

“Kralim, bu bilmecenin cevabi açik bir kitap gibi karsimizda duruyor. Yeter ki, onu okumaya çalisalim. Gördügünüz gibi bu heykeller insanlari temsil ediyor. Her insan birbirinden farkli oldugu gibi, bu üç heykelde farkli.

“Birinci heykel, dostlarindan duydugunu hemen disari firlayip baskalarina anlatan insanlari temsil ediyor. Ikinci heykel, söylenenler bir kulagindan girip digerinden çikan insanlari anlatiyor. Üçüncü heykel ise duyduklarini kendisine saklayan ve ona göre davranan kimseleri temsil ediyor.”
Kralim, bu özellikleri göz önüne alarak heykellerin degerine karar verebilirsiniz. Ayni zamanda dostlarinin en iyisini seçebilirsiniz. Kendinize sirdas olarak kimi seçerdiniz? Hiçbir seyi kendisine saklamayani mi, sözlerinize sabun köpügü kadar deger vermeyeni mi, yoksa sözlerinizi güvenilir biçimde saklayani mi? “

-Begendin mi?

-Çoook! Birkaç örnek daha versene dede!

-Pekala, anlasildi, senden kurtulus yok... Dinle bakalim o zaman küçük bey. Pes pese birkaç örnek daha vereyim sana.

Ebu’l Hasan Harakani’ye sormuslar;
-“Nimetin en iyisi nedir?”
-“Çalisarak kazanilanidir.”buyurdu.
-“Arkadaslarin en iyisi kimdir?”denildi.
-“Allah Teala’yi hatirlatandir.”cevabini verdi.

KIMINLE DOST OLALIM?

Ebu Bekir-i Dükki’ye:
-“Kiminle dost olalim?”diye sorulmustu.Cevabinda:
-“Senin her halini bilen,kendisinden emin oldugun,kendisinden bir sey saklamak lüzumunu duymadigin,aranizda hiçbir seyin sakli bulunmadigi kimse ile dost ol…” buyurdu.

Gerçek dostlar kardes gibidirler.Bunlar kardesinin arzusunu kendi isteklerine tercih ederler.Sadece kendisini düsünen,kardes ve dost olan kimselerden degildir.Sana yüregini açmayana sende açma.

Kalbinde Allah korkusu olmayan yakinlara ilgi gösterme.Dosta gönül verenle dost ol.Dost istersen Allah yeter.Allah’i tanimayan bin akraba,ona asina bir yakina feda olsun.
Gerçek dost,zor zamanda belli olur.Ikbalin parladigi zamanlarda degil ! Önemli islerle bogusan kimseler,dostlariyla görüsmeye vakit bulamayabilirler.Düstükleri ve zor durumda kaldiklarinda teselli bulmak ve dertlesmek için ararlar dostlarini.

DOSTUN ÇESITLERI

Sair Baki’ye sormuslar,
-“Kaç çesit dost vardir?”Cevap vermis:
-“Üç çesit dost vardir:Bir dost vardir ki gida gibidir.Sen onu her gün ararsin.Bir dost vardir ki; ilaç gibidir .Gerektiginde ararsin. Bir dost vardir ki; hastalik gibidir. O seni arar.” diye tarif etmis.


KIL VE GÜL

Bir gün adamin biri hamamda yikaniyordu. Basina sürdügü kilin son derece güzel koktugunu görünce ona; Sen adi bir çamur parçasisin nasil oluyor da bu kadar güzel kokuyorsun?”diye sordu.

Kil dile gelip adama dedi ki;

“Evet ben aslinda kokusu olmayan adi bir çamur parçasiyim.Ancak bir sandikta uzun süre gül kurulari ile beraber kaldim.Bu beraberlikten iste bu güzel kokuyu kazandim.” Netice,iyi arkadasi olan iyi ve güzel,kötü arkadasi olan da çirkin ve kötü huy kazanir. (SADI’ den )
Basit bir kil güzel kokuyordu çünkü bir süre gülle arkadaslik yapmis ve gülün kokusu sinmisti üzerine.



DÜSMAN NASIL YOK EDILIR?

Amerika’nin 5. Cumhurbaskani Abraham Lincoln, düsmanlari hakkinda çok yumusak dil kullanirdi. Bazilari bunu hos görmeyerek;
-Düsmanlarinizi yok etmek dururken, onlari böyle oksamanizi anlayamiyoruz, dediler. Lincoln, onlara su veciz cevabi verdi;
-Sayin efendiler! Düsmanlarimi kendime dost etmekle, onlari zaten yok etmis olmuyor muyum?



DOSTUNU KINAMA

Yahya bin Muaz derki
“-Kisinin bir kimseyi kinamamasi, akilli olusundandir.”
Ben bir gün dostumu bir günahi sebebi ile kinamistim da, bu yüzden ayni günaha, 20 sene sonra ben de düstüm.

DOSTA NASIHAT

Muhammed Cevad’ dan :
“-Kim arkadasina, kimsenin olmadigi yerde, yalniz basina nasihat ederse, onu süslemis olur.
Kim de arkadasina, aleni, halk arasinda nasihat ederse, onu lekelemis olur.

GERÇEK DOSTLAR AZALDI MI?

Bir kimse Cüneyd-i Bagdadi Hazretlerine,

-Bu zamanda hakiki kardeslikler azaldi.Nerde o,Allah için olan kardeslikler,eski dostluklar ? demisti.

Cüneyd-i Bagdadi,bu sözün sahibine su karsiligi verdi:

-Eger senin sikintilarina katlanacak,ihtiyaçlarini giderecek birini ariyorsan,bu zamanda,öyle bir kardesi ve dostu bulamazsin.
Ama kendisine Allah için yardim edecegin, sikintilarina Allah rizasi için katlanacagin kardes ve dost ariyorsan, böyleleri çoktur


AHMAK DOSTTAN VEFA GELMEZ

Büyük bir yilan dagda bir ayinin bedenine sarilmis mahvetmeye çalisiyormus. Ayinin aci aci bagirmasini duyan o civarda odun kesen bir oduncu, sesin geldigi yere kosmus, manzarayi görünce elindeki tipanla yilanin basini kesmis, ayiyi kurtarmis, felaketten kurtulan ayi hayli zaman sonra akli basina gelince oduncu evine götürmüs ve beslemis.

Oduncu bir gün hasta olmus, dostu kendisini ziyarete gelmis ayiyi hastanin basinda sinek salladigini görünce: “Bu ayinin ne isi var?” demis. Hasta oduncu ayinin basindan geçen felaketi anlatmis. Kendisinin ayiyi kurtardigini, o günden beri ayinin ayrilmadigini ve yoldaslik ettigini söylemis. “A birader! Sen bu akildan vazgeç ahmak dostundan vefa gelmez. Bu hayvan ahmaktir. Sana zarar getirir.” demis. Oduncu “Benim kimsem yok. Bu hayvan bana yoldaslik yapiyor. Hem de sinekleri kovaliyor.” demis.

Günler yel gibi akip giderken... Oduncunun mutlulugu bir ölçüde yerine gelmis iken...Hiç olmaz bir sey olmus.

Oduncu uyudugu zaman ayi üzerine konan sinekleri kovalar imis. Yine bir gün bu isi yaparken bakmis ki sinekler bir türlü kaçmiyor. Yerden kaptigi gibi bir kayayi, oduncunun sinek üsüsen alnina indirivermis. Ayi ne yaptigini bilir mi?
Adamcagiz böylece göçüp gitmis öte dünyaya.


DOSTUN DOSTA GÜVENI

Bir zamanlar, bir sehzade ile vezirin oglu ormanda avlaniyordu. Günün sonuna dogru, ikisi de hem acikmis, hem de yorulmustu. Sonunda bir agacin gölgesine oturup dinlenmeye karar verdiler. Çok geçmeden sehzade uykuya daldi; vezirin oglu ise uyanik kalip bekçilik yapmayi tercih etti.

Biraz sonra bir yilan kivrila kivrila sehzadeye dogru yaklasmaya basladi. Öfkeyle tisliyor ve onu sokmaya hazirlaniyordu. Ama, vezirin oglu daha önce davranip kilicini çekip yilana indirmek için havaya kaldirdi.
Tam bu sirada yilan dile geldi ve söyle dedi:

“Ey insanoglu! Bu sehzade benim aileme zarar vermisti. Onun boynundan kan eminceye kadar rahat edemem.”

Arkadasinin hayatini kurtarmak isteyen vezirin oglu, akilli bir gençti. Yilana sordu:
“Sana onun kanindan içmen için biraz versem, bu öfkeni dindirir mi?”
Yilanin kendisinden çabuk davranip sehzadeyi sokabilecegini ve onu öldürebilecegini bildigi için bu teklifi yapmisti. Su anda her seyden önemli olan sey, sehzadenin hayatinin kurtulmasiydi.

Yilan bu teklifi kabul etti. Hayvan, sehzadenin caninin degil kaninin pesindeydi. Vezirin oglu, kuru dallardan kap yapti. Sonrada, sehzadenin gölgesinde uyudugu agaca tirmandi ve keskin biçagi ile arkadasinin boynuna küçük bir kesik açti. Biçagin keskin yüzünün tenine degmesiyle, sehzadenin uyanmasi bir oldu. Ama, biçagi tutan kisinin arkadasi oldugunu görünce, gözlerini tekrar yumdu.

Vezirin oglu yeterince kani kaba bosalttiktan sonra onu yilana verdi. Kani içen yilan oradan uzaklastiktan sonra, ormanda sifali otlar toplayip bunlarla arkadasinin boynuna pansuman yapti.

Birkaç saat sonra, sehzade uyandi ve yola koyulmak için hazirliklara basladi. Vezirin ogluna hiçbir sey söylemedi ve hiçbir sey olmamis gibi yolda mutlulukla yürümeye basladi.
Aradan iki tam gün geçmis, bu zaman zarfinda ormanda avlanmaya devam etmslerdi. Ama, sehzade bu olayla ilgili tek kelime bile etmemisti.
Vezirin oglu, bu suskunluk karsisinda giderek sabirsizlanmaya basladi. Sonunda dayanamayip:
“Arkadasim, efendim! Agaca tirmanip senin boynunu kestigimi, kanini akittigimi, sonra tekrar yarani sardigimi biliyorsun. Bunlari yaparken gördün beni. Neden beni hala sorguya çekmis degilsin? Neden hiçbir açiklama istemiyorsun?”
“Sen benim arkadasimsin” diye cevap verdi sehzade, “Her ne yaptiysan, benim iyiligim için yaptigina inaniyorum. Senden açiklama istemeyisimin sebebi iste bu.”
Sonra sözlerine söyle devam etti:
“Bir baska kisi buna kalkissaydi belki süphelenirdim, bini öldürmek mi ya da soymak mi istiyor diye. Ama sen benim çok samimi arkadasimsin ve sana sonsuz güvenim var. Senin gibi bir arkadasin bana zarar vermeyecegine inaniyorum.


KÖTÜ DOSTLAR

Malik bin Dinar Hazretleri, yanina gelip bir köpek otursa, ona hiçbir sey yapmaz, yanindan kovmazdi. Kendisine;
-Neden köpekleri kovalamiyorsun, onlarla beraber oturmaktan sikilmiyorsun? Diye soruldugunda su cevabi vermisti;
-Bu köpek kötü arkadastan daha iyidir.
Insanin iyi dost ve arkadaslardan mahrum olmasi kötülük olarak ona yeter.
Gerçektende insan üzerinde çevresinin ve dostlarinin büyük etkisi vardir. Kötü bir çevresi olan, kötü insanlarla dostluk yapan kisi, hayra eremez dogru yolu bulamaz. Dostlari ve çevresi iyi olan kisi de, kolay kolay kötü yola düsmez. Hep hayir ve iyilik üzere olur. Bu sebeple dostlarimizi ve çevremizi iyi seçmeliyiz.

ARKADASIN FEDAKÂRLIGI...

Asker,en iyi arkadasinin az ilerde kanlar içinde yere düstügünü gördü. Insanin asini bir saniye bile siperin üstünde tutamayacagi ates yagmuru altindaydilar.
Asker, tegmene kostu ve:
-“Tegmenim, firlayip arkadasimi alip gelebilir miyim? “
-“Delirdin mi? der gibi bakti tegmen. Gitmeye deger mi?
Arkadasin delik desik olmus. Büyük olasilikla ölmüstür bile.
Kendi hayatini tehlikeye atmaya degmez.”
Asker israr etti ve tegmen ona "peki" dedi."Git o zaman."
Inanilmasi güç bir mucize...Asker o ates yagmuru altinda arkadasina ulasti.
Onu sirtina aldi ve kosa kosa geri döndü...
Birlikte siperin içine yuvarlandilar...
Tegmen kanlar içindeki askeri muayene etti... Ve askere döndü:
-Sana hayatini tehlikeye atmana degmez demistim, arkadasin çoktan ölmüs...
–“Degdi tegmenim...” dedi asker
-“Nasil degdi?... dedi tegmen. Bu adam ölmüs görmüyor musun?”
–“Gene de degdi komutanim...Çünkü yanina ulastigimda henüz sag idi,
Onun son sözlerini duymak dünyaya bedeldi benim için...”
VE ARKADASININ SON SÖZLERINI HIÇKIRARAK TEKRARLADI.:
-“MEHMET!... GELECEGINI BILIYORDUM!...”
demisti arkadasi...Gelecegini biliyordum...

-Sanirim bu kadar hikaye ve örnek yeterli degil mi?

-Evet dede yeterli. Biliyor musun , ben de çok sansliyim!!!

-Öyle mi! Neden?

-Çünkü benim en iyi arkadasim sensin!

-Seni yaramaz seni! Benim de en iyi arkadasim sensin. Hadi simdi yatalim artik. Çok geç oldu. Sabah okula gideceksin. Sabah uyanamaz da okula geç kalirsan, annen bizim arkadasligimiza son verebilir...

550
0
0
Yorum Yaz