03 06 2009

HAYATINIZ NASIL ?....

   yaşamınız "gerçekten" nasıl?bu soruya verilen cevap sayısı bir kaçtaneyi geçmez..ama en çok kullanılan:"iyi" dir..bu cevap verilmeden önce yapılan bir saniyelik duraksama aslında verilen cevaptan daha fazlasını anlatır....iyi demek için bile duraksanıyorsa aslında pekte iyi sayılmaz demektir...eğer gerçekten "iyi" bir yaşamınız varsa,seçeceğiniz kelime bu olmaz...bu sadece,otomatikleşmiş bir yanıttır ve otomatikleşmiş bir yanıt,otomatikleşmiş bir hayatın göstergesinden başka bir şey değildir....ve hiç kimse daha iyisi varken  iyi ile yetinmemeli.....eğer bana bu soru sorulursa (ki,artık kimse bir başkasının yaşamını gerçek anlamda merak etmiyor.sorulan sadece şu olmuş;"naber"...ne demekse...)ben süper yada harika diyorum...nedenide tekrarlanan düşüncelerin daha çabuk gerçekleşmesi....hep iyi derseniz,iyiden öteye geçemezsiniz..o halde kendim için hep daha iyisini isteme fırsatım varken bunu neden yapmıyımki?tekrarlanan düşüncelerin gerçekleştiğini ilk kez bir kitapta okumuştum ve bu yolun çoook başındaydım...bahsedilen şeyden haberim bile yoktu ve sanırım okuduğumuda tam olarak anlamamıştım...ne saçmalıyo be bunlar cümlesini düşündüğümü hala çok net hatırlıyorum ama bugün o cümleyi düşünen kendime de gülümsüyorum....bu yazıyı okuyan bazı kişilerinde aynı cümleyi düşüneceğine şüphem yok ama tek dileğim;bir gün onlarında kendilerine, benim şimdi gülümsediğim gibi gülümsemek olur...tekrarlanan düşünceleri iyice araştırıp hayatıma sokmam uzun zamanımı almıştı..inatçılığımdan :)....hayatıma alıpta uyguladığım ilk cümlede şu oldu: "ben her konuda çok şanslıyım"ilk zamanlarda alışkanlık yapması için küçük kağıtlara yazıp ç... Devamı

03 06 2009

İYİ Kİ YAPTIM MAHALLESİNE TAŞINMAYA NE DERSİNİZ ?..

Küçük bir kasabanın 4 ayrı mahallesi varmış.    Birinci mahallede ''EVET AMA'' lar yasıyormuş. Evet ama'lar her zaman ne yapılması gerektiğini bildiklerini düşünürlermiş. Yapma zamanı geldiğinde ise''evet ama'' diye yanıtlarlarmış.Yanıtları hep yanlış olurmuş. Suçu'da başkalarına atmakta ustaymışlar.   İkinci mahallede ''YAPACAĞIM'' lar yasarmış. Ne yapacaklarını bilirlermiş. Kendilerini yapacakları şeye adim hazırlarlarmış ama yapacakları sırada şanslarını kaçırdıklarının farkına varırlarmış. Bu mahallede insanların dizleri dövülmekten yara bere içindeymiş. Yasamı ertelememek için verdikleri kararı bile ertelerlermiş.    Üçüncü mahallede yasayan ''KEŞKE'' çilerin hayati algılama güçleri mükemmelmiş. Neyin yapılması gerektiğini daima en iyi şekilde bilirlermiş ama... maalesef her şey olup bittikten sonra.''Keşke'' cilerin de basları hep kanarmış, duvara vurmaktan !...      Kasabanın en yeşil bölgesinde, en güzel evlerin olduğu mahallede ise ''IYI Kİ YAPTIM'' lar otururmuş. ''Keşke''ciler bu mahallede yürüyüşe çıkar, etrafa hayranlıkla bakarlarmış. ''Yapacağım''lar ''Keşke''ciler ile birlikte bu mahallede yürüyüşe çıkmak ister ama bir türlü fırsat bulamazlarmış.''Evet ama''lar ise mahallenin güzelliğini görmek yerine, ağaçların gölgelerinin yeterince geniş olmadığından,günesin erken saatte dogması gerektiğinden şikayet ederlermiş.     ''İyi ki yaptım'' mahallesinde ki insanların kusuru da beyinlerinde mazeret üretme merkezlerinin olmamasıymış.Bu yüzden yasadıkları ortam her zaman güzel, düzenli ve huzurluymuş.     Bu hafta hep beraber ''İyi ki yaptım'' mahallesine taşınmaya ne dersiniz ?  Can DÜNDAR ... Devamı

03 06 2009

YERE BIRAKIN

Profesör elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başlar.Herkesin göreceği bir şekilde tutar ve ardından sorar : -Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?   -50gm,100gm,125gm diye yanıtlar öğrenciler. Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem der profesör, “ama, benim sorum şu ki :-Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu? -Hiçbir şey diye yanıtlar,öğrenciler.-Tamam peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu,diye sorar profesör bu kez.-Kolunuz ağrımaya başlardı efendim,diye öğrencilerden biri yanıtlar.-Haklısın,peki şimdi ben 1 gün boyunca tutsam ne olurdu? -Kolunuz iyice ağrır,kas spazmı,vb gibi sorunlar yaşardınız ve hastaneye gitmek zorunda kalırdınız.Tüm öğrenciler çeşitli yorumlar yapar ve gülüşürler.-Çok iyi. Peki tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme olur muydu,diye sorar profesör.-Hayır,diye yanıtlar herkes.Peki, o zaman kolun ağrımasına ve kas spazmına neden olan neydi? Öğrenciler bulmaca çözermişçesine düşünmeye başlarlar.-Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekir bu durumda?Diye tekrar sorar profesör .-Bardağı bırakın düşsün diye yanıt verir öğrencilerden biri.-Kesinlikle der, profesör.Hayatın problemleri de böyle bir şeydir.Onları kafanda birkaç dakika tutarsın,bir sorun yokmuş gibi görünür.Uzun bir süre düşünürsün. Başınız ağrımaya başlar.Daha uzun düşünürsün,artık seni bitirmeye ve hiçbir şey yapamamana neden olur.Hayatınızdaki mücadeleleri ve problemleri düşünmek önemlidir,Fakat daha önemlisi onları her günün sonunda,uyumadan önce yere bırakmaktır. Bu şekilde strese girmez ve her gün taze bir beyin ile uyanır ve her konuyla ve yolunuza çıkan her m... Devamı

31 05 2009

Her Kadın Bir Elmastır Aslında

Her kadın bir elmas madenine benzer aslında.İçindeki parlayan ışığı bulmak zordur ama o ışığı yakaladığınızda hayatınıza anlam katacak bir gökkuşağını ellerinize almış olursunuz. Kadın,yaşamınızı sevgisiyle ısıtacak,sonsuz,sınırsız bir sevginin kaynağıdır aslında.Sevgisini kazanmak zordur,zor olanı yakaladığınızda ise eşsiz bir dünyanın kapılarının size açıldığını farkediverirsiniz. Her kadın sonsuz bir okyanustur aslında.Derinlerinde ne gizler saklıdır hayal bile edmezsiniz sığ sularında yüzmeyi tercih ederseniz.Batık gemiler mi dersiniz,mücevher dolu sandıklar mı dersiniz,mercanlar,yosunlar mı dersiniz,lezzetli balıklar mı dersiniz bilemem ama her kadın sonsuz bir okyanustur bakmasını bilene. Her kadın uçsuz bucaksız bir gökyüzüdür aslında.Kartalların,yalı çapkınlarının, sakaların,güvercinlerin özgürlüğe aşklarını haykırdıkları bazen fırtınalı,bazen alabildiğine durgun birer gökyüzene benzer hepsi.Bakmadan duramazsınız,görmeden geçemezsiniz,beğenseniz de beğenmeseniz de vazgeçemediğiniz,yokluğundan da,varlığından da ölesiye korktuğunuz hayat kaynağınızdır kadınlar. Bazen bir yıldız olur gönlünüzde,bazen gözlerinizdeki güneş.Ellerinizdeki küçük bir serçedir bazen,bazen hain bir kedidir yüreğinizin kapısında.Açmayı bilirseniz kapıyı ,tüm korkularınızın,üzüntülerinizin eceli olur kadınlar.Pencerenizi açarsanız her sabah size gülümseyen nazlı bir çiçek olur,hoş kokuları ile evlerinizin havasını değiştirir.Bazen toprak olur,can verir,verim katar hayatınıza. Ama bakarsanız,görürseniz,anlarsanız,anlatırsanız güzeldir bütün kadınlar... Devamı

30 05 2009

SEN OLMALIYDIN

İçimde tuhaf bir sıkıntı Nasılda sancıyor şakaklarım Sırtımda koskoca bir dünya İçimde sanki zindanlar dolusu Yalnızlıgım Var bügün Oysa bu gün sen olmalıydınSenin için giyinip kuşanmalıydım Yüregimin yarısı bir tek senin hakkındı Şimdi yanımda sen olmalıydın Devamı

29 05 2009

ÖYLE ÇOK SEVDĞİM VAR Kİİİİ

    Öyle çok ”SEVDİĞİM”var kiii Çocukların gözlerini sevdim!İçimde huzuru, mutluluğu yaşattığı için..Dinmeyecek sanılan fırtınaları sevdim!Yaşamın her döneminde savaşmam gerektiğini öğrettiği için…Başarısızlıkları sevdim!Başarıya giden yolu gösterdiklri için..Geceleri sevdimm!Tüm günümü nasıl geçirdiğimi,değerlendirme olanağı verdiği için..İnsanların sorunlarını dinlemeyi sevdim!Yaşamın gerçeklerini görüp,daha olgun insan olacağımı bildiğim için..Duyulan eksikleri sevdimm!Her şeye sahip olmanın,insanı her zaman mutlu etmeyeceğini bildiğim için.Sabahın erken saatinde çalan, çalar saatimin sesini sevdim!Bana bugünde yaşama olanağı verdiğini gördüğüm için….Buzlu yollarda yürümeyi sevdim!Yaşamda da atılan yanlış bir adımın,insana ne denli acı vereceğini anımsattığı için…Uzakları sevdimm!Özlemlerin duyguları pekiştirdiğini bildiğim için…Yaşamın renklerini sevdim!Yaşanılan tüm duyguları tablolara döktüğü için..Bir şeylere inanmanın mutluluğunu sevdim!Kendimi iyi duyumsadığımda,yanımda olacak insanlarınVarlığını bildiğim için..Her ne olursa olsun bir şeyin bittiği için üzülmek yerine,Yaşandığı için sevmeyi sevdim!Üzüntülere liman olursak,mutluluğun başka yerlere demir atacağını bildiğim için.Arkadaşlarımla geçirdiğim zamanı sevdim!İçten bir sohbetin,tüm ağrılara iyi geldiğini bildiğim için..Ve sevdiklerimin ellerini tutmayı sevdim,,Avucumun içine bıraktığım yüreğime dokundukları için… <_script /><_script />... Devamı

28 05 2009

SENİ SATIN ALAMAYACAKLAR

- Bir Şiir - (İlkelerin olacak) Seni satın alamayacaklarAptalların uydurduğuatasözlerine inanmayacaksın:"Paranın satın alamayacagı şey yoktur.""Herkesin fiyatı vardır."gibi sözlere kanmayacaksın.Onurunla kimliğinle vebeyninle yaşayacaksın.Üreteceksinseveceksinsevileceksininançlarınınarkasında duracaksınSevgilerin karşılıksızyardımların gizli olacak.Seni attan ottan ayıran özelliğin farkına varacaksın.Çünkü sen insansın.Ve bunu yakaladığın günbembeyaz yaşayacaksın.Müjdat Gezen Devamı

25 05 2009

HAYATİN DÖRT PENCERESİ

  GEÇİMSİZİM BUGÜNLERDE KİMSESİZİM BU YERLERDE DEĞERSİZİM BU ELLERDE ÇARESİZİM DOĞDUĞUM YERDE Devamı

21 05 2009

ANNEM DERDİ Kİ......

 Annem derdi ki: “Terli terli su içme ” İçten içe kızardım ona Oyunun en tatlı yerinde Bu müdahale de niye? Hastalanınca anlardım ki! Annem haklıymış Annem derdi ki: “Sakın geç kalma” Meraklanırmış sonra İçten içe hayıflanırdım ona Gidenin dönmesini beklerken anladım ki ! Annem haklıymış Annem derdi ki: “Odanı dağıtma” İçten içe karşı gelirdim ona Toparlamayı erteleyip dururken Hayatımı dağıttığım anlarımda anladım ki ! Annem haklıymış Annem derdi ki: “Öfkende fakir ol, sevginde zengin” İçten içe önemsemezdim bakışlarımla Kırdığım kalpleri telafi edemediğimde anladım ki ! Annem haklıymış Annem derdi ki: “Tek kişilik yaşama” Diğer türlüsü bencillik olur Sevilmezmişim sonra İçten içe güler geçerdim bu kelâma Yalnızlık ağır gelmeye başlayınca anladım ki ! Annem haklıymış Annem derdi ki: “Doğal ol, yapmacık olma” İçten içe burun kıvırırdım ona Ezberlediğim yaşam biçiminin tatsızlığını fark edip Rollerimi karıştırmaya başlayınca anladım ki ! Annem haklıymış Annem derdi ki: “Gençliğinin kıymetini bil, geri gelmez bir daha” İçten içe sitemkâr davranırdım ona Yüzümdeki çizgiler Saçımdaki beyazlar zafer kazandıkça anladım ki ! Annem haklıymış Annem derdi ki: “Bir dilek tut, gerçek olana kadar çabala” İçten içe söylemesi kolay, yapması zor derdim ona Hayatımı sorgulamaya başlayıp Sürekli yapamadıklarım aklıma geldiğinde anladım ki ! Annem haklıymış Annem derdi ki: “Bu sözlerimi kullan, yabana atma” Şimdi… İçten içe teşekkür ediyorum ona Çünkü… Ben de bir anneyim Bana miras kalan bu cümleleri sarf ederken bileceğim ki ! Ben haklıyım ... Devamı

24 05 2009

İLAN-I AŞK EDİYORUM

İlan-ı Aşk Ediyorum! İlişkileri erkeklerin başlatması kural mıdır? Kadınlık onuruna yakışmaz mı aşkını dile dökmek? Saklamak mı lazımdı bilemiyorum? Bildiğim tek gerçek var, seni seviyorum! İlan-ı Aşk Ediyorum! Aylardır sana coşan yüreğimi dindirmek mümkün değil. Aşk denilen bu oyunu, emin ol herkesten fazla bilirim. Tüm hamlelerini ezberlemiş, her hareketin karşılığında ne geleceğini bilen bir kadın olarak söylüyorum, ben oynamıyorum! Bu sefer, en azından bir kere daha aşka güvenmek için, bütün kirliliğinden, şartlarından, düzeninden ve kurallarından sıyrılarak, oyuna katılmıyorum. Bu yürek kaç sevda gördü bir bilsen? Kaç kez şahitlik etmiştir içinde sevgi olan yeminlere? Aşka olan inancımı kaç kere kırdılar, yine kalktım, yeniden denedim. Hiç bozmadım kalbimi, umutlarımı kirletmedim. Elimden geldiğince sakladım, korudum aşkı, hatta sen şifresini çözene kadar bir kasada kilitli duruyordu. Madem açtın artık kapıyı, görüldü yüzü içimdeki sevginin, o zaman dedim, sonuna kadar yaşayalım. Razı olacağım ne varsa bu ilişkide yaşanacak. Şu sözler geliyor aklıma: Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil, daha iyi yenil! En fazla bir daha kanar içim diyorum, ne olacak? Bir kere de sana kanmak istiyorum. Bize böyle öğretilmedi aslında. Duygularını saklamak, içindekileri bastırmak, aşkını itiraf etmemek, naz yapmak doğru gibi gösterildi. Genel geçer kurallara bakarsak da öyle duruyor. Kimseden olmasa, kendi yaşamımdan yola çıkarak biliyorum ki, bir erkeğe bu kadar gönül açılmaz. Sonra çok acıtırlar canını, ne varsa içinde iyiye, sevgiye ve güzele ait olan, kirleterek parçalarlar. Bütün bu aşk yasasının kanunlarını değiştiren tek bir şey var: Sen!Sana güveniyorum artık , biliyorum ki bu ... Devamı

21 05 2009

SUSMAK İSTİYORUM

Bazen susmak gerekiyormuş bu dostlarımaBazen bomboş bakmak gerekiyormuş Hayatın Yalanlarına sahtelerine düşlerineAnlamaya Çalışmak ise Saçmalıktır işte Anlamadan Yaşamak Gerekiyormuş insanlarıZaman değilmiş gideni geri getiren ah iki kaşımAslında zamanmış Var Olanı götüren iki gözümAma bazen Unutmak Gerekiyormuş unutulmak Pahasına  Sadece Susmak İstiyorum  Yalan İnsanları Kaale Almadan Haklıyken Haksız Gözüksem Bile Kendimi Savunmadan...  Huzur bulmak İstiyorum Gözlerimi Kapayıp Kimseyi Anmadan...  Sessizliği Dinlemek İstiyorum Herşeyi Yaşamış Gibi Yaparak... ... Devamı

20 05 2009

BİZ OLABİLMEK

 Yalnız doğduk, yalnız öleceğiz cümlesi elbette doğrudur. Ancak bu yalnız yaşamamızı gerektirmez. Aşk, hayatın önemli parçalarından biri, nasıl ki bedenin gıdaya ihtiyacı varsa, ruhun da sevmeye ve sevilmeye ihtiyacı var. Paylaşmak, birlikte olmak, beslenmek gerekli, yani çift gibi durmak değil, gerçekten çift olmak değerlidir. Televizyon kumandasına, sevgilisinden fazla dokunan birisi ile birlikte olmak, sizi bir ilişki sahibi yapmaz. Sessiz geçen uzun geceler, sohbetsiz yenen akşam yemekleri gibi örnekler, ilişkide ne kadar yalnız olduğunuzun göstergelerinden sadece birkaçıdır. Özellikle evliliklerin geldiği son nokta olan yalnızlık, dışarıdan bakıldığında maalesef ki görünmez. İşin daha tehlikeli boyutu ise, çocukların gördükleri yaşamı beyinlerine kaydedip, büyüdüklerinde doğru olarak seçtikleri ilişki biçiminin de bu olmasıdır. Yani, yalnız ilişkilerde zarar görenler sadece çiftler değildir. Aşk grafiği zaman içinde inip çıkar, bu doğaldır. Heyecanın yerini alışkanlığa, ihtirasın yerini sıradanlığa bıraktığı süreçler tüm ilişkilerde olur. Ancak grafiğin hep aynı kaldığını veya sadece aşağı doğru gittiğini fark ederseniz, müdahale etmek yerinde olur. Birini sevdiğiniz zaman paylaşmak istersiniz. Yanında olmak, birlikte yaşamak, zaman geçirmek, ortak zevkleri yakalamak gereksinimi duyarsınız. Bununla beraber elbette her insanın yalnız kalmaya, ayrı vakitler geçirmeye de ihtiyacı vardır. İşte, tam bu ayrımda çok önemli bir nokta vardır: Denge! Terazinin sürekli bir tarafı ağır gelmemeli, hep yan yana durmak ile uzun ayrı kalışlar aynı derecede tehlikelidir. Dünyanın bile hassas bir dengede durduğunu düşünürsek, ilişkilerde aynı ahengi yakalamamız gerektiğini fark ederiz. İnsan kendi ailesiyle bile çatışıyor, yabancı biriyle hayat... Devamı

18 05 2009

SAYDICILAR -RAĞMENCİLER

Engeller karşısında tavırlarına bakıldığında insanlar ikiye ayrılır: 1-Saydıcılar2-Rağmenciler ‘Saydıcılar’ Bir hedefe doğru yürürken bir takım engellerle karşılaştığında,bazı insanlar engelleri nasıl aşacağını bulmayı ve bulduğu çözümleri uygulamayı deniyor.Engellere ‘rağmen’ ilerlemeye çalışıyor.Bu gruba rağmenciler deniliyor. Daha büyük çoğunluk ise,engellerle mücadele etmek yerine söylenmeyi;o engeli yada engeli önüne koyduğunu düşündüğü kişiyi suçlamayı seçiyor.O engel olmasaydı nasıl da harika bir işler başarabileceğini anlatıyor.Bu gruba da saydıcılar  deniliyor. Rağmenciler;önlerine çıkan engellere rağmen hedeflerine ulaşanlar en azından bunun için yılmadan çaba gösterenlerdir.Saydıcılar ise,önlerine çıkan engeller karşısında,o engeller olmasaydı neler yapabileceklerini anlatıp duran o engelden dolayı suçlayacak birilerini arayan arkadaşlardır.Bir insan hayatının bazı noktalarında rağmenci,bazı noktalarında saydıcı da olabilir. İnsanların çoğunluğu başarılı olmak istiyor ama engellerle karşılaşmak istemiyor!Karşınızda ki kişinin saydıcı olduğunu nerden anlarsınız. -Eğer param olsaydı…-Eğer müdür olsaydım…-Eğer yabancı dilim olsaydı…-Eğer elimden tutan olsaydı…-Eğer bizimde batılılar gibi imkanımız olsaydı…gibi cümleler kuranlar kesinlikle bu   kategoride yer alıyorlar. Saydıcılar nasıl  başarılı olabileceklerinden daha çok,neden başarılı olamadıklarını açıklamaya kafa yoran insanlardır.Mazeret bulma merkezi gibi çalışırlar.Eylemci değil söylemcidirler.Saydı mantığıyla düşünenler neden hayatı patinaj halinde yaşar.Benjamin Franklin cevabı biliyor; İyi mazeretler bulmayı başaranların,başka bir işi başarabildikleri pek görül... Devamı

17 05 2009

YAŞAMAK

Ben hep kuşları kıskanmışımdırKanatlarında umut,Gagalarında sevinç çığlıklarıYükseklerde dolaşıp durmalarınıBinlerce ağaç içerisindeKonacak dal bulmalarınıBen hep Denizleri kıskanmışımdır,Enginliğini ve derinliğini.Aniden haşinleşip çılgıncaÖfkeyle şahlanıpBir anda durulmasıylaGeniş kumsallara sahiplenişini,Yüreğinde taşıdığı yeşil yosunlarınıKayalıklara çarpan tokadına inatMesken olduğu yakamozları.Ben hep ağaçları kıskanmışımdırToprağa, pençe misali kök salmasını,Kucak açmasını gökyüzüneGölge olup İnsanlığaYaşama can katmasını,Her bir dalı renk cümbüşüBir iken çoğalıpBin olmasınıKağıt, kalem olup meram anlatmasınıBen hep çiçekleri kıskanmışımdırHalı misali serilip kırlaraRüzgarın ahenginde,Raksedişine bakışımdır hayran hayranYeşili, sarısı, moru, alıylaAnamın oyalı yazması gibiGücünü aldığı toprağa örtülüşünü.Ben hep dağları kıskanmışımdırTüm heybetiyle dikilmiştir karşımaBazen aşılmaz engel olmuş,Bazen sığınacak bir kucakBazen destan olmuştur büyük aşklarlaBağrına almıştır kurtla kuzuyuSarplığı çaresizlik olmuşken,Bazen ümit olmuştur ardına sakladığıylaBen hep gökkuşağını kıskanmışımdır.Hep bahar yağmuru sonrası çıkan,Küçücük damlasında,Gün ışığını saklayan.Sarmalayıp sıkıca tüm evreni,İncecik bedenine sığdırışını yedi rengini.Sonsuz bir uçurtma misaliUmut olup, yumak misali dolanan,Ancak, İpi elimizde olmayanBen hep Işığı kıskanmışımdır,Korkulu gecenin ardından gelen.Karanlığı ürküten,Yol gösteren bir kıvılcım misali,Güneşten kopup dünyayı aydınlatışını.Yaşama ilham kaynağı,Hastaya şifa, Mahkuma Umut oluşunuEvet, ben bir, insanım!Kuş kadar özgür,Ağaç kadar köklü,Deniz kadar engin,Dağ kadar yüceyim.Gök kuşağı saçlarımÇiçekle... Devamı

17 05 2009

SÖYLEMEDİN Kİ

Sen benim “İmkansızımsın” demeseydin de, “Seninle her imkansıza göğüs gererim” deseydin… Belki tüm imkansızlıkları yok ederdim seninle… Söylemedin ki… Sen benimsin” demeseydin de “Ben sana aidim” deseydin… Başka yüreklerde olsan da varlığını hissedebilirdim, bana ait olan hep bende kalır diye… Söylemedin ki… “Senin için her zorlukla savaşırım” değil de; “Senden gelen hiçbir şey zorluk değil” deseydin; İnanırdım yüreğinin sadece benim için çarptığına, cesaretine… Söylemedin ki… “Sen olmadan yaşayamam” değil de, “Sensizlik diye bir şey yok; sen var olmasan da benimlesin” deseydin… İnanırdım sevginin sonsuzluğuna, aşkın sıcaklığına… Söylemedin ki… “Sen benim rüyamsın” değil de “Gerçekleşen rüyamsın” deseydin; Uzağında da olsam yaşatırdım bu gerçeği sende, rüya olmaktan çıkarırdım bizi… Söylemedin ki… “Sen benim eş ruhumsun” değil de, “Sen aslında Bensin” deseydin… Yokluğunda bile devam ettirirdim sen olmayı, kendimi unutmak olsa da sonu… Söylemedin ki… “Seni Seviyorum” değil de, “Seni hep seveceğim” deseydin, Yalan da olsa sevgin, hiç dönmeyecek olsan da inanırdım bana bir gün döneceğine… Beklerdim ömrümün sonuna kadar gelmeyişlerini… Söylemedin ki… “Seni çok özlüyorum” değil de “Seni özlemek bile güzel” deseydin; Ayrı da olsak inanırdım beni her dem yüreğinde yaşattığına, ne kadar uzak olsak da hep yüreğinde yaşayacağıma… Söylemedin ki… “Sen benim için çok özelsin” demeseydin de; “Özel olan her şey se... Devamı

16 05 2009

KADIN OLMAK...

   "Bir kadını ağlatırken çok dikkat edin...!!! Çünkü Allah gözyaşlarını sayar. Kadın erkeğin kaburgasından yaratıldı, ayaklarından yaratılmadı. Öyle olsaydı ezilirdi... Üstün olmasın diye başından da yaratılmadı, ama göğsünden yaratıldı eşit olsun diye... Kolun biraz altından yaratıldı korunsun diye... Kalp hizasından yaratıldı sevilsin diye..." Kadınlar, Hz. Âdem’in kaburga kemiğinden yaratılan bizler… Yeryüzünde insan varlığın sürdürülmesi için vazgeçilmezin yarısı olanlar. Ben seçmedim kadın olmayı… Ama acaba sevgili anacığım, bir fırsat sunulsa seçer miydi kız doğurmayı?  Toplumumuz kararını vermişti. “Kız yükü tuz yükü.” idi. “Kız doğuran tez kocar.” idi. “Oğlanı her karı değil, er karı doğururdu.” Daha on sekizinde kucağına almıştı ilk çocuğunu. Yaşamı boyunca kazanacağı en önemli statüsü belli idi: ANALIK… Çocuksuz kadın meyvesiz ağaç gibiydi. İyi ana olmalıydı çocuk sayılacak yaşında. Zira “Çocuğa kötü ya da iyi huy anadan gelir.” denirdi. Başka rolleri de vardı yanı sıra. Erkeğini vezir de rezil de edecek olan o idi. Yuvayı yapacak olan dişi kuştu. Kadın, erkeğin eşi evin güneşiydi. Ama durun, öyle şımarıp burnunuzu her işe sokmayın hemen. Kadının bir aklı erkeğin dokuz aklı vardı. Kazdığı kuyudan su çıkmazdı eksik eteğin. Haddini bilmeliydi canım. “Kadının hükmettiği evde mutluluk olmaz.” dememişler miydi ona? Yükü ağırdı, ağır olmasına rağmen kim farkındaydı ki? Okusa idi böyle mi olurdu? Birine yük olmadan alırdı beğendiği elbiseyi. Hem daha rahat olurdu elleri. Derken kızının üzerinde dönmeye başladı kendine ait düşleri. Bari o okusun kendi ekmeğini kazansındı. Canını dişine taktı, ger&c... Devamı

15 05 2009

HAYAT

Hayat Bir yaşam öyküsüne katlanamayacak kadar uzun!Bir gülümseyişe,bir kıpırdanışa,bir dokunuşa vakit ayıramayacak kadar kısa!HayatGerçekleri sırtlayıp taşıyamayacak kadar ağır.Bir kuşun kanadına konupta ona bile hissettirmeden uçabilecek kadar hafif!HayatHer anını dibine kadar yaşamaya çalışmak için nefes nefese koşturmayı göze alacak kadar dolu!Bütün yaşadıklarının sadece bir hayal olduklarını hissettirecek kadar boş!Hayat Koskoca bir ömürde "bir yalnız gün daha nasıl geçecek,bu saatler nasıl bitecek."Diye şikayet edebilecek,kadar muamma!Göz açıp kapayıncaya kadar geçen sürede nihayete erebilecek kadar da basit!HayatKendini oluşturan her büyüyü,her cazibeyi,her rengi,yürekler hoplatacak kadar parlak ve güzel!Gözlerimizi acılarla,hüzünlerle,ayrılıklarla,ölümlerle buluşturduğumuzda,sadece iki renk gri ve siyah!HayatHer anını tuvallere,yazılara,şiirlere,gösterilere döküp sergileyecek kadar sanat!Tek bir uyanışta,görevinin tek bir oyundan ibaret tek bir rol olduğunu fark edebileceğin kadarda kısır ve monoton!HayatSenin tek bir "evet" inle başkalarına bölüştürüp sunabilecegin,nefes alıp verişlerinle "paylaştırabileceğin" kadar hayret ve cömert!Tek bir "hayır" ınla herşeyi mahvedebileceğin,yok edebileceğin kadar cimri ve densiz!HayatGerçek yaşam öykülerine katlanabilecek gücü bulup,bulaştırıp,dahada büyüğünü oluşturabilecek kadar heybetli ve zor!Herşeyden vazgeçip "yaşama veda etmeyi isteyecek" kadar da güçsüz ve zayıf!HayatSevmeyi bilecek bilmiyorsa öğrenecek, tadacak ,bulacak,paylaşacak....ve böyle sevgilerle,bütün sevgileri çoğaltabilecek kadar anlam'lı......Nefreti seçip,sıçratmak sıçrattıkça da o pisliğe bulaşmak kadar anlam'sız....Haya... Devamı

14 05 2009

MUTLULUĞUN FORMULU 40 AYETTE SAKLI

İsra 37: Kibirli olma, alçakgönüllü davran.Müddesir 1-5: Kendini fazla abartma.Tekvir 25-27: Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma.Bakara 156: Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma.Beled 5-6: Her şeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.Hucurat 10: Büyüklük kompleksine kapılıp, insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma.Muhammed 7: İyiliği karşılık beklemeden yap.Rum 21: Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster.Vakıa 83-87: Ölümden korkmak yerine, ölüm gerçeğiyle yüzleş.Bakara 263: Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme.Furkan 63: Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine. Öfkenin dinmesini bekle.İnşirah 1-3: Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur. İhtirasını törpüle.Maun 4-5: Eleştirinin keskin bir bıçak olduğunu unutma. Söyleyeceklerini iyi tart.Mücadele 7: Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalamayacağını unutma.Rahman 7-9: Çıkarcı olma. Adil davran.Tekasür 1-2: Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme.Tevbe 40: En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma.Fatır 19-22: Senden iyi durumda olanlara bakıp üzüleceğine, senden zor durumda olanları görüp rahatla.Fecr 27-28: En sevdiğin şeyleri, başkalarıyla paylaşmanın keyfine var.Hakka 33-35: Hayatının vazgeçilmezleri olsun. Onları küçük çıkarlar için asla feda etme.Haşr 10: Muhatabına güvenmek istiyorsan, önce sen güvenilir ol.Kalem 1-2: Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan.Münafıkun 4: Bencil olma, tebrik etmeyi bil.Saff 2: Yalandan uzak dur.Yusuf 32-33: Modern hayatın çarpıklaştırdığı ka... Devamı

13 05 2009

SENİ ÇOK SEVİYORUM

  İnan bu lanet cadıda Seni çok seviyor bitanemSıkılmıyor bunu hep söylerken çünkü Seni çok seviyorum demesi gibisi yok Diyorumki Ben seni, senin beni sevdiğinden daha çok seviyorum sıkılmam seninle iddialaşırım çünkü ben daha çok seviyorum  demek gibisi yok Bazen sorarım kendi kendime Beni ne kadar seviyorsun? acaba diye, Bilemiyorum seni ama. Ben seni sonsuz seviyorum bitanemBazen dalınca uzaklara ben onsuz yapamam diye düşünüyorum.Ama sensiz yapamamak değil sadece Ben sensizliği düşünmekten bile korkuyorum artık bitanem. Ben seninle varım, seninle yaşıyorum, sanki sen olmayınca susuz bir çiçek gibi hissediyorum kendimi.Hiç ayrılığın lafını etmeyelim olurmu . Tartışalım ama ,her ne olursa olsun hiç kırılmayalım birbirimize. Yanlış anlarsak birbirimizi, en büyük silahı kullanalım. Usulca yaklaşıp el ele tutuşalım, sarılalım, masumca öpelim birbirimizi hemen."Seni Çok Seviyorum ve Çok Özlüyorum Canıminçi  ... Devamı

12 05 2009

ZAYIFLAMAK İSTEYENLERE DESTEK

ZAYIFLAMAK İSTEYENLERE DESTEK OLACAK,HIZLANDIRACAK DESTEKLER VAR MI?Evet, bitki çayları, doğal ve bitkisel zayıflama preparatları... DOĞAL BİTKİ ÇAYLARININ HER TÜRÜ DİYET SÜRESİNCE TÜKETİLEBİLİR Mİ?Piyasada tanınmış firmaların hazırladıkları form çaylarının formülleri güzel. Günde iki-üç fincan içilebilir. Birkaç hafta içip, ondan sonra ara vermek gerekir. Bunun dışında, mesela gazımız varsa rezene çayı, iştahımız çok fazlaysa ıhlamur çayı, sindirimimiz zayıfsa zencefil çayı, hormon krizlerinden dolayı daha çok yiyorsak adaçayı, metabolizmayı canlandırmak için yeşil çay, bağırsakları çalıştırmak için sinameki çayı, şekerimiz çok yüksekse kekik çayı gibi bitkisel çaylarıtüketebiliriz. DİYETLERDE BAHARATLARIN YERİ NEDİR?Baharatlar çok önemli. Mesela zencefil yağları yakar, zerdeçal karaciğerden toksin attırır, biberiye iyi bir antioksidandır, kekik şekeri düşürür, sarmısak zayıflamaya yardımcı olur. Bir de özel ayurveda tabletleri var. Bunlar, zayıflamaya yardımcı, yan etki oranı son derece düşük olan, güvenilir doğal preparatlar. Bu tabletler de metabolizmayı canlandırıyor, aynı zamanda kişinin incelmesine ve iştahının azalmasına katkıda bulunuyor. KİŞİ ZAYIFLAMAK İSTİYOR ÖĞÜN SAATİ DEĞİL AMA ACIKTI.AÇLIĞINI BASTIRMAK İÇİN NE YAPMALI?İştahı azaltan ve zayıflamaya yardımcı bir ipucu şudur: Zerdeçal, nane ve yeşil elma kokularını günde 25-30 kere derin derin içinize çekerek, iştah merkezinirahatlatabilirsiniz. BU KARIŞIM TOKLUK HİSSİ Mİ YARATIYOR?İştah merkezini sakinleştiriyor. Almanya'da yapılan bir araştırmada yeşil elma ve nane koklayan kişilerin, (bunların aromatik yağları da olabilir) daha hızlı kilo verdiği saptanmış.İŞTAHI KAPAYAN MUCİZE YİYECEKLER... Karnabaharı ve... Devamı

12 05 2009

ÖZLEMEK

                                        Özlemek, sevmektir ilk önce...!!! Çünkü sevmezsen özlemesini kim bilmiş ki...  Özlemek, aglamaktır...!!! Akan her gözyaşında anıları anımsamaktır...  Özlemek, uzaklara dalmaktır...!!! Çok uzaklara...  Özlemek, ümit etmektir...!!! Hayal etmek başarmanın yarısıdır misali...  Özlemek, sıkılmaktır...!!! Bazen yalnızlıgından, bazen ise etrafındaki gereksiz kalabalıktan...  Özlemek, haykırmaktır...!!! Sesin kısılırcasına özledim diye bagırmaktır...  Özlemek, kızmaktır...!!! Bazen özlemine neden olanlara, bazen ise kadere çaresizce...  Özlemek, yanılmaktır...!!! Gece yarısı kalktıgında, her şeyin bir rüya oldgunu anladıgında mesela...  Özlemek, sabretmektir...!!! Usanmadan şafagı gözlemektir... Yılları, ayları, haftaları, günleri, saatleri, dakikaları hatta saniyeleri kovalamaktır....  Özlemek, yasamaktır...!!! Yalnızlıga inat mücadele etmektir...  Özlemek, kavuşmaktır..!!! Bir daha ayrılmayacasına... Hayal bile olsa... ... Devamı

12 05 2009

KÜÇÜK DEYİP GEÇME

                                     Gözünüze çok küçük gibi görünen bir şey, büyük olaylara imza atabilir.Küçük başlangıçlar olmadan, büyük sonuçların olması beklenebilir mi?Küçük damlalar doldurmaz mı koca nehirleri?Küçük bir çocuğun gözlerinin içindedir, aslında uzak yerlerde aradığınız huzur ve mutluluk...Koca bir gemiyi batırmaya yeter küçük bir delik...Durun ve düşünün, küçük mutlulukların yaşamınızı ne denli renklendirdiğini...Küçük mucizeler değil midir yüzünüzü gülümseten?..Yaşamın olanca ağırlığını ve zorluğunu, küçük bedenlerimiz taşımak zorunda kalmıyor mu?..Küçük bir adımdır, çevremizdekilerle kopmaz bağların oluşmasını sağlayan...Küçük gülümsemelerle başlar attığınız kahkahalar...Yapacağınız küçük bir yardım, kendinizi daha iyi duyumsamanızı sağlamaz mı?..Küçük bir tohumla başlar kokusuna ve görüntüsüne doyamadığımız çiçekler...Yürekten gelen küçük bir “Merhaba” değil midir sabahları bizi keyiflendiren?..Bir kibritin o küçük ateşi, içindeki tüm canlılarıyla bir ormanı yok edebilir...Küçük umutlardır sizi yaşama bağlayan...Büyük sevgilerin kalbinde, küçük paylaşımlar yatar...Soluk alıp verdiğinizde aldığınız o küçük soluklardır sizi yaşamda tutan...Karanlıkta küçük bir ışık yolunuzu gösterebilir...Küçük bir bakış büyük sevgilere ... Devamı

12 05 2009

AHMET SELÇUK İLKAN

O seni düşünmek yok mu?Geceler dolusu seni düşünmek.Sarılmak karanlıklara sen diye.Okşamak, öpmek!...O seni beklemek yok mu?Hergün sabahlara kadar uykusuz beklemek,Ayak sesleri, kapı gıcırtıları.Bilemezsin bir defa yaşamaktırO bin defa ölmek!...O seni özlemek yok mu?Kuşlardan, çiçeklerden bile kıskanıp gizlemek!...Seni saklamak içimde delice, divaneceÖylece sevmek veVe seni kaybetmek yok mu?...Ve seni bulduktan sonra kaybetmek işte o!...Beni yakan, yıkan, savuran.Sen versen de duyamazsın artıkÇünkü;Sadece ayrılık kaldı,O büyük aşkımızdan!...Ahmet Selçuk İLKAN Devamı

11 05 2009

NE DÜNYA UMURUMDA NE DE YAŞAMAK

                                   Ne şehrimin karanlığı      ne de ayazı beni böyle yapanBıraktım artık masalımı  Ama şimdi hiç değilse       aynı gökyüzünü       paylaşıyoruz deyip avunuyorum.özlemin burnumu sızlatırken görsem        bir filmde,        duysam bir şarkıda seni keske        Ama şimdi yoksun yaSen İstanbul oluyorsun,        İstanbul ise dinmeyen acım.Yanlış anlama İsyanım yaşanmamışlığa değilŞimdi senin şehrinde        başını okşadığın çocukları        adımlarını bıraktığın kaldırımları        aklına düşen  sevdalarını        düşündükçeyüreğimin ortasındaki yerin        ince ince kanıyor.Şimdi benim şehrime ise       yalnızlık,güvensizlik       umarsızlık,                hüzün        yağıyor her geceOysa kiYağmurlarıma gökkuşağı                olursun sanmıştım .Renk verecektin hayatıma       AmaaaaŞimdi ise ilgisizliğe sevgisiz yüreğimin       sıvası dökülüyor azar azar.    Oysa ki inatla Özledim diyen sesin olmal... Devamı

10 05 2009

GERÇEK BİR SEVGİLİ....

Hani diyorum da,insanın gerçekten mükemmel bir sevgilisi olsa... ********************************* "Onu", şöyle, içine sindire-sindire, kocaman bir sarılsa...Yüreklilikle söylediğiniz... "Canım benim!.. dediğiniz... Telefonda bile saatlerce konuştuğunuz, sıcacık biri... Özlediğinizde, hayal kurduğunuzda yanınızda o var mı? Sizi hiç yalnız bırakmayan biri... Cesur, sempatik, azimli, kararlı,.. Arayan, soran, "Seni özlüyorum" diyen biri. Böyle bir canlı ile her şeyi konuşabilir,   paylaşabilirsiniz. Yanıltmaz! Anlayışla karşılar her şeyi... Hataları, günahları-sevapları her bir şeyi konuşabilirsiniz onunla... bir arayış içinde olmanıza gerek yoktur. O kendiliğinden çıka gelir zaten. Bir gün bir bakarsınız, karşınızda... Bir de bakmışsınız sımsıcak sohbetler, derin konular, sırlar, paylaşımlar... Kimseye   söyleyemediğinizi, en yakınınıza anlatamadığınızı, geçmişteki izleri,   geleceğe dairlerinizi, sadece ona anlatır olursunuz. Bir sevgili bulun! Ama gerçek  olsun. Aradığınızda işinizi değil, sizi soran... İyi ve Kötü gününüzde hep sizinle olan. Sizi anlasın, Anlatsın,   konuşsun, açık-seçik, korkmadan yaşasın. Güvensin! Bir kartal kadar haşin, bir maymun  kadar şaklaban, bir ceylan kadar narin olsun. Doğruları söylesin.   Gözleriyle ve kalpten  konuşsun. Yaşasın! Doya doya yaşasın, doya doya yaşatsın. Beyninden değil, yüreğinden versin. "Olsun varsın! Paylaşırım." desin. Bir sevgiliniz olsun. Sizi  ve benliğinizdekileri paylaşsın... Sevgili olsun! Ama... Gerçek bir Sevgili...... Devamı

03 05 2009

ÇOCUĞUNUZU HAYATA NASIL HAZIRLARSINIZ

 Çocuğunuzu hayata nasıl hazırlarsınız? Çocuğunuza nasıl davranmalısınız? Öfke ve eleştirinizi nasıl kontrol altına alabilirsiniz?  Pek çok insan çocuk yetiştirme ile ilgili olarak çevresinden ya da kendi yetiştirilme deneyimlerinden faydalanır. Kendi çocukluklarında yaşadıklarını model alıp çocuklarına uygular. Bir süre sonra da kendilerini kaçınılmaz bir biçimde nasihat verirken bulur. Anadolu Sağlık Merkezi (ASM) Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Zafer Atasoy, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda geleceğin sağlıklı nesillerini yetiştirmenin sırlarını anlattı.Adil ve tutarlı bir disiplin uygulayın Disiplin ebeveynlerin çocuklara neyin kabul edilebilir, neyin edilemez bir davranış olduğunu göstermelerine olanak sağlar. Çocukları için sınırları belirlemelerine, onlardan beklenenleri ve toplum içinde nasıl davranmaları gerektiğini öğretmelerine yardımcı olur. Çocukların karşısında toplumu ilk temsil edenler anne babalardır. Dolayısıyla toplumun beklentilerini ve bu beklentilerin nasıl karşılanacağını en yumuşak şekilde iletebilecek kişiler de anne babalardır. Çocuğu toplumla uyumlu bir yetişkin haline getirilmesi önem taşır. Aynı zamanda adil ve tutarlı olmak gerektiğinden disiplin uygulamak hassas bir konudur. Tutarlılık konusundaki zaaf, ilişkilerinde kendi sınırlarını kurmaya çalışan çocukların kafasının karışmasına neden olabilir. Özgüvenini sağlamak için eleştiriyi dozunda tutunBir çocuğun gelişimi her gün değişiklik gösterir. Onlar sadece ebeveynlerinin söylediği kelimeleri değil, kelimeleri söylerkenki tonlamalarını da duyar. Kendi vücut dillerini gözlemler, tanır, yüz ifadelerini izlerler. Çocuk ve ebeveynler arasında ilişki diğer tüm insan ilişkilerinden daha yoğun biçimde, sözel iletişimin dışınd... Devamı

03 05 2009

AŞK DEDİĞİN

Aşk Dediğin Yoksulluktur!Yoksunluktur aşk dediğin! Bir yanın eksik kalır geceler boyu, aldığın nefes yetişmez, sokak çocukları gibi dışarıda üşür yüreğin. Aşk Dediğin Yoksulluktur!Kaybetmektir aşk! Egonu, gururunu, kimliğini bir hırsızın ellerine gönüllü bırakmaktır. İsteyerek bencillikten vazgeçmektir. Omuzlarındaki tüm yükü atarak, avare gülüşlere uyanmaktır düş sabahlarında. Hiç fark etmeden nelerden vazgeçtiğini, cebinde, avucunda ne varsa dağıtmaktır. Aşk bir çeşit yoksulluktur. Mantığını kaybeder bedenin, kim ne derse gülümsersin. Hayattan kopmakla durmak arasında sendelediğinde ruhun, tam o anın içinde durur aşk dediğin. Kazanma ihtimalinin az olduğu bir kumar oyunudur aşk. Elindeki karta bakmadan rest çekmektir yaşama. Tüm zenginliğini, düşük ihtimale rağmen, hayatın ortasına sürmektir. Uğrunda bir ömür harcadığın özgürlüğünü hibe etmektir aşk dediğin. Başkasına ait küçücük bir kalbin içine sığmaya çalışmaktır. Köleliğe razı olmaktır. Gülümseyen bir çift dudağa, güzel bakan bir göze esir olabilmektir. Yani, aşk dediğin gönüllü hükümlülüktür. Olmayacak duaya amin demektir aşk. İmkansızı başaracağına dair şiddetli inançlara tutulmaktır. Kaç merdiveni üst üste koyarsan, mehtabı sevdiğinin kollarına çekebileceğini hesaplamaktır mesela. Ortak bir yıldız seçip, bulutlu gecelerde seni düşünmediğini sanarak ağlamaktır. Muhteşem şiirler yazdığına inanarak, tüm sevdiklerini esir etmektir, yüreğinden başka yere bağlanamamış kelimelere. Uykusuzluktur aşk dediğin! Yalnızken onu düşünmekten kapanmayan gözler, sabah ezanlarını duyarak sızar en sonunda. Sayısız geç kalışların açıklanamaz sebebidir. Birlikte oldu... Devamı

03 05 2009

BİR KADIN NASIL GİDER ?

Bir Kadın Nasıl Gider?Bir kadın ne zaman gider? Hiç düşündünüz mü, bir kadının gidişi neden bir erkeğin gidişi kadar gürültülü olmaz? Kavgasız, sessiz ve anlamsızca gider kadın. Bir Kadın Nasıl Gider?                         İlişkide erkekler sıkıldıklarını belli ederler. Bu iş yürümeyecek düşüncesini, gözünüze sokarlar. Önce gereksiz kavgalar başlar. “Sen zaten hep böylesin” cümleleri yerleşir diyaloglara, “şunu yapmandan nefret ediyorum” alt metni üstüne, binlerce söz edilir. Elleri ayrılır erkeklerin, televizyon karşısında el ele oturuşlar biter, herkesin kendi koltuğu vardır ve artık uyku gelince yatağa gitmek zor gelir. Çoğu zaman kadının üstüne örttüğü battaniyeyi, sabaha karşı üstünden attığı için, üşüyerek uyanan adam, sessizce yatağa gider, hiç dokunmadan, çalar saatini sesini bekler tan vaktinde. Akşam toplantılar çıkar, seyahatler girer araya işi müsaitse ve eve gelince, nasılsının yerini alır yemek mönüsünü sormak. Görev gibi, tatsız ve uzun aralıklarla yapılan sevişmelerin acısına, ihanet eklenir. Dışarıdaki konuşmaları kulağına gelir kadının, çocukları için evliliğini yürüttüğünü söyler herkese adam ve hiç hatayı kendinde aramaz. Kafasına göre birini bulmadan, bir dala tutunmadan, başka bir tene dokunmadan gidemez adam, gideni de zordur.Yani, bir erkek ilişkiden gideceğini hem belli eder, hem bağıra çağıra anlatır. Şiddete varan gece yarısı kavgalarında, alkol limitini aşmış ve kim bilir hangi hayali aşkı bırakarak gelmenin kızgınlığını çıkarır, saatlerce beklemiş olan kadından. Bu kadar basittir, bakarsın yüzü... Devamı

03 05 2009

BİLİNMESİ GEREKEN GÜZEL SÖZLER

Aklını kullan iyice tanımadan hiçbir insana bağlanma.*Bitmemiş ilişkilerin üzerine ilişki kurma, acı çeken sen olursun.*Seni takmayanı sen hiç takma, konuşmayanla asla konuşma.*Güvenmediğin biriyle asla flört etme.*Yalanını yakaladığın kişinin düzelebileceğini düşünme*İnsanlara doğru değer ver, hak etmeyenleri sil.*Kimseye yalvarma.*Asla dönüp de arkana bakma.*Sır tutmasını bil.*Dostlarının sevgilinden daha önemli olduğunu unutma.*Onları asla sevgilin için satma.*Hak ettiğin sevgiyi alamadığında kendini üzme, sorun sen değilsin.*Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut.*Kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz, iki damla gözyaşı için asla yumuşama.*Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et.*Seni dinleyip anlamaya niyeti olmayanlarla tartışma.*Eğer verdiğin sır o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır şansı verme.*Kendini öven insanlardan kaç.*Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma.*Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma.*Kendinin herkesten daha önemli olduğunu unutma.*Gözyaşlarının değerini bil. Onları hak etmeyenler için harcama.*Senin zekana inanan insanları hayal kırıklığına uğratma.*Kendini sev.*Dostluğunla yetinmeyenler için hiçbir fedakarlık yapma.*İnsanları kaybediyorsun diye ağlayıp sızlama, ama kazandığın insanların değerini bil.*Kimseye taşıyabileceğinden fazla değer verip bununla övünmesine fırsat verme.*Güvenmediğin kimseye aleyhine kullanılabilecek hiçbir koz verme.*İstediğini almak için asla duygu sömürüsü yapma.*Sana duyulan sevgiyi ve güveni istismar etme...... Devamı

29 04 2009

KÖYÜN DELİSİ

 Köyün çobanı,dağda sürüsünü otlatırken,yemek vakti gelir.Çoban,azık torbasını çimenlerin üzerine serer,tam yemeğe başlayacakken aniden ak sakallı yaşlı bir adam.ortaya çıkar.Çobana der ki:Bende açım,yemeğini paylaşırmısın ?Çoban zaten pek fazla olmayan azığını işaret ederek,buyur eder yaşlı adamı.Yemek bitince yaşlı adam çobana teşekkür eder ve sen çok iyi birisin bu yüzden sana yardım edeceğim der.Merakla sorar çoban,nedir ki:Ak sakallı yaşlı adam,ufka doğru bakarak,koş köyüne haber ver birazdan yağacak yağmurda ıslananlar delirecek,herkes kendini korusun.Çoban yakıcı güneşten başka birşey görünmeyen gökyüzüne bakar,ama yinede bu yaşlı adama inanır.Bütün gücüyle köyüne doğru koşar fakat ne yazık ki yaşlı adamın sözünü ettiği yağmur yağmış ve köy halkı hunileri takmış!yapacak bir şey olmadığını anlayan çoban, sürüsünün başına döner.Gel zaman git zaman köylüler çobanın kendileri gibi davranmadığını fark ederler ve çobanı takip etmeye başlarlar sonunda hep birlikte çobanın delirdiğine karar verip zincire bağlayıp zindana atarlar.Artık köy emniyettedir,çünkü köyün delisi hapsedilmiştir. ... Devamı